bilirkişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilirkişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şub 2017

Bir Yargıtay Üyesinin Yargıyla İmtihanı

Yargıtay Üyesi Abdullah Yaman, bir GSM firmasıyla başından geçen dava sürecini mizahi bir dille kendi sosyal medya hesabından paylaştı.

Sürece dahil olan karakterlerden tutun da mahkemelerimizin mevcut vaziyetine kadar tam teşekküllü bir komedi filmi senaryosu olabilecek bu olay, yazıda da belirtildiği gibi Kemal Sunal'ın meşhur Davacı filmini hatırlatıyor.

Davacı Film Afişi (1986)

Aradan geçen onca yıla rağmen düzelmeyen hukuk uygulamamızdaki acziyetin kısa bir özeti sayılabilecek bu yazıyı, üzülerek söylüyorum ki kederli bir tebessümle okuyacaksınız! İşte o paylaşım:

     DAVACI
   
     AVEA, yeni adıyla Türk Telekom…
     Zamanında internet paketine abone olmuşum...
     Sözleşmeye yerleştirdikleri tuzak bir madde ile bir yılda ödemem gereken tutardan fazlasını bir aylık faturaya yansıtarak ödememi istediler…
   
     Haksız olduklarını bildiğim için muhtelif uyarılara rağmen ödemedim…
     Adamlar dosyayı avukata vererek icra takibi başlattı…
     Derhal itirazda bulunmam üzerine takip durdu…
     Ama AVEA'nın avukatı durmak nedir bilmiyor... İcra Memurunun e-imzasını temin ederek oradan arabama haciz koyduruyor… Yetmedi evime icra gönderiyor... Kapıcı mesleğimi söyleyip direnmese kimsenin bulunmadığı evin kapısını çilingir vasıtasıyla kırarak haciz yapacaklar…
   
     Olayı öğrenir öğrenmez avukatlarına ulaşmaya çalıştım… Mesleki sıfatımı bile söylememe rağmen karşıma kendisi değil, çırağı çıktı…
   
     Bekliyorum ki, özür dilerler, iş tatlıya bağlanır, diye…
     Ama ne gezer... Avukata ulaşmak ne mümkün…
   
     Baktım olmayacak avukat hakkında “duran takibe rağmen haciz başlattığı için” baroya disiplin duyurusunda bulundum…
   
     Ancak bir sürü caydırıcı sebep ileri süren Baro yetkilileri dilekçemi almak istemedi…
     Son çare, avukat ve İcra memurları hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunmak oldu… Nitekim hepsi yargılanıp ceza aldılar...
   
     Bu arada AVEA firması aleyhine de haksız haciz nedeniyle manevi tazminat davası açtım…
   
     AVEA vekili ne cevap verse iyi: “Benzer yanlışlıkları başka kişilere de yapıyoruz, davacı belli ki Yargıtay üyeliğinden dolayı kendini ayrıcalıklı zannedip mahkeme üzerinde vesayet kurup tazminat koparma derdinde” diyerek aklı sıra hakime mektup yazıyor...
   
     Bu cevabı, mizahtan başkası paklamaz diye herifin anlayacağı dilden mizahi bir karşı dilekçe yazıyorum... Ta ki, hakim de okuyup eğlensin... Ama ne gezer... Taraflardan etkilenmemek için dilekçe okumaktan sarfınazar eden bir hakime düşmüşüz...
   
     Nihayet ilk duruşmadayız... Kurum avukatı seri dosyaların davalısı olarak lakayt bir şekilde koltuğuna yayılmışken, ben askerlikte öğrendiğim "esas duruş" vaziyetinde ayakta bekliyorum...
   
     Hakim bana kimsin necisin diye diye bile sormadan tutanağa geçiyor: “davacı söz alarak dilekçemi aynen tekrar ediyorum, dosyanın bilirkişiye tevdii için gerekli masrafı ödemek üzere mehil istiyorum” diye...
   
     Hemen devreye girip; "hakim bey, bu dosyada bilirkişilik bir şey yok karşı taraf da eylemini zaten ikrar ediyor" dememe fırsat kalmadan tutanağı yazıcıdan çıkartmasıyla bize uzatması bir oluyor…
   
     Duruşmadan sonra vakit geçirmeden bir dilekçeyle mahkemeye başvurup gereksiz ara kararından vazgeçilmesini istiyorum. Heyhat kitap yazmaktan dilekçe okumaya fırsat bulamamış bir hakime düştüğümden dilekçeyi okumadan dosyaya havale ediyor...
   
     Müteakip duruşmada talebimle ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesini beklerken yine bana sormadan ve benim ağzımdan: "parayı denkleştiremediğim için bilirkişi masrafını yatıramadım, yeniden mehil verilsin” diyerek ikinci kez kesin mehil veriyor…
   
     Derhal araya girerek: “hakim bey bilirkişi benim ne kadar üzüldüğümü mü ölçecek, konuyu değerlendirecek olan mahkemenin bizatihi kendisidir. Kaldı ki celse arasında bu hususta size dilekçe bile verdim okuduysanız gerekçelerini orada yazmıştım" deyince, hukukçu olduğumu idrak ederek: Telaşla dosyayı üstün körü karıştırıp tamam icra dosyasını isteyelim diyerek daha önceden gelmiş dosyayı yeniden isteyerek zaman kazanıyor...
   
     Sözü uzatmayayım hakimle kavga edip basının diline düşmemek için üçüncü duruşmadan sonra kendimi vekil marifetiyle temsil ediyorum. Nihayet sonunda hakim dosyayı okumaya vakit bulmuş olsa gerek ki 5000 TL manevi tazminata karar vermiş…
   
     Daha fazlası AVEA yı iflasa götürebilir veya hakim maaşıyla geçinen bir insanı yoldan çıkarabilir diye 5000 TL yi münasip görmüş…
   
     AVEA yaptığı hukuksuzluğun bedelini bu kadar ucuza kapatınca derhal benimle temasa geçerek uzlaşma teklifinde bulundu… Ama bunca keyfiliğin firmaya ibretlik bir maliyeti olmalı ki bir daha aynı cesareti kendilerinde bulmasınlar diye kararı temyiz ettim.. Adamlar ise temyize cevap bile vermediler...
   
     Dosyayı inceleyen ilgili daire “tamam durduk yere bir Yargıtay Üyesinin evine haciz götürülüp konu komşuya rezil edilmesi yanlış olmuş ama miktardan bozma yaparsak meslektaşlarını kayırdılar şeklinde bir kanaat uyanır" endişesiyle tazminatı münasip görerek oyçokluğuyla onuyorlar... Karar düzeltme talebim de aynı tartışmalar neticesinde reddedilmiş...
   
     Bilin bakayım sonunda ne oldu… Yıllar süren cedelleşme neticesinde uyuşmazlık sona erdi derken aynı firma adı geçen faturayı yeni bir avukatlık bürosuna vererek tekrardan öde diye habire uyarı üzerine uyarı göndermekte...
   
     Adamlara kızamıyorum doğrusu... Olmayan bir borçtan dolayı duran takibe rağmen bir Yargıtay üyesinin evine çilingirle hacze gitmenin tarifesini öğrendiler... En fazla 5000 TL ödeyerek kurtuluyorsun...
   
     "Aman ha meslektaşını koruyorlar demesinler" saikiyle ters motivasyona savrulan "tarafsız" hakimlerimiz olduğu müddetçe bu GSM operatörleri tarafından daha çok öpülürüz...
   
     NOT: Yazı uzamasın diye oldukça özet geçtim... Ama beş yılı aşkın süredir devam eden bu vakıa neredeyse tam 6 ayrı dosyaya konu oldu... Sizlerden ricam bundan böyle Kemal Sunal'ın "DAVACI" filmini komedi niyetiyle değil, belgesel gözüyle izleyin... Valla eksiği var fazlası yok...
KAYNAK:  Bu yazı, aşağıda bağlantıları verilen internet sitelerinde de paylaşılmıştır.

28 Mar 2016

Soru 6: Karar Aleyhime Çıkarsa Ne Olacak?

Tüketici, açıkça mağdur da olsa şikayet etmeden önce ilk düşüneceği şey genellikle bu olur. Tüketicinin "Ya haksız çıkarsam?" diye düşünmesi son derece makul bir düşüncedir. Çünkü bu durumda, yapılan masrafların haksız çıkan taraftan alınacağı düşüncesi çok yaygındır. Ancak tüketiciler açısından durum sanıldığı gibi değil!

BİLİRKİŞİ VE TEBLİGAT ÜCRETLERİ:

Uyuşmazlığın tüketici lehine sonuçlandığı durumlarda, bilirkişi ve tebligat ücretleri haksız çıkan karşı taraftan alınmak üzere kararda belirtilir. Ancak tüketici aleyhine sonuçlanan uyuşmazlıklarda, tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır. Dolayısıyla tüketici, haksız da çıksa, sırf şikayet edip hakkını aradı diye masraf ödemek durumunda kalmaz. Bu bakımdan tüketicilerin korkmadan heyetlere başvurması amaçlanmıştır. Zaten heyetlere yapılan başvuru istatistiklerine bakıldığında da yüzde 90'dan fazlasında tüketicilerin haklı bulunduğu görülecektir.

VEKALET ÜCRETİ:

Heyet Aşamasında - Tüketici hakem heyetlerinde taraflar, avukatla temsil edilebilir. Ancak avukatla temsil durumunda, heyetler tarafından lehine karar verilen tarafın avukatına vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmez. Yani heyet aşamasında haksız çıkan tüketicinin, vekalet ücreti açısından da karşı tarafa bir para ödemesi söz konusu değildir. Ancak tüketici, eğer mahkeme aşamasında haksız çıkarsa bu durumda karşı tarafa vekalet ücreti ödemek zorunda kalır.

Mahkeme Aşamasında - Heyetin tüketici aleyhine verdiği karar her şeyin sonu değildir. Tüketicinin ve karşı tarafın itiraz hakkı vardır. İtirazın nasıl yapılacağı bir sonraki sorunun cevabında açıklanacaktır. Bu nedenle burada sadece vekalet ücretiyle ilgili kısma değineceğiz. Heyetin kararına karşı Tüketici Mahkemesinde yapılan itiraz sonucunda mahkeme, heyetin haklı bulduğu tüketiciyi haksız bulabilir veya heyetin haksız bulduğu tüketicinin haksızlığını onaylayabilir. Görüldüğü gibi burada mahkeme aşamasındaki her iki durumda da tüketici haksız bulunduğu için, davada karşı taraf avukatla temsil ediliyorsa ona vekalet ücreti ödemeye mahkum edilir.

14 Mar 2016

Soru 4: Başvuru Sonrasında Heyette Neler Oluyor?

Başvuruyu yaptıktan sonra karar çıkana kadar doğrudan tüketicinin yapacağı bir işlem yoktur. Ancak yine de heyette yaşananları detaya girmeden özetlemek yerinde olur.

Heyete bir başvuru yapıldıktan sonra öncelikle başvuru kayıtlara işlenir ve gereken idari işlemler yapılır.

Daha sonra başvuru dilekçesinde şikayet edilen tarafa bir yazı gönderilerek savunmasını yapması istenir. Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan veya ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan istemeye yetkilidir. İstenen bilgi ve belgelerin sunulması için tebliğ tarihinden itibaren en fazla otuz gün süre verilir. Ancak talep edilirse ve bu talep tüketici hakem heyeti başkanlığınca da uygun görülürse süre uzatılabilir. İstenilen bilgi ve belgeler verilen süre içinde sunulmazsa dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden bir karar verilir.

Heyetteki üyelerin mesleklerinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular haricinde, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir durum varsa, taraflardan birinin talebi üzerine yahut re’sen, bilirkişi görüşünün alınmasına karar verilebilir. Raporun hazırlanması için bilirkişiye verilecek süre, on beş iş gününü geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine bu süre, on beş iş gününü geçmemek üzere, bir defaya mahsus uzatılabilir. Heyetçe gerekli görülmesi halinde aynı uyuşmazlık için mevcut bilirkişiden ek rapor istenebilir veya yeniden bilirkişi görevlendirilebilir.

Heyet, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden inceleme yapar. Eğer gerekli görürse tarafları ve varsa bilirkişiyi ayrıca dinleyebilir.

Tarafların ivedi inceleme talebinde bulunması ve bu talebin başkan tarafından uygun görülmesi halinde başvuru, tüketici hakem heyetince öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılır. Bunun haricindeki başvurular da, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülür ve karara bağlanır. Yapılan başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak, karar süresi en fazla altı ay daha uzatılabilir. Ancak yönetmelikte belirlenen bu azami süreler, uygulamadaki yoğunluk nedeniyle çoğu zaman aşılmaktadır.


______________________________________________________________________

BU BİR REKLAMDIR.
BU BİR REKLAMDIR.