hakem heyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakem heyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şub 2018

Av. Hakan Tokbaş: "Evet, o deli benim!"

Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular başlıklı konumuzda yanıtladığımız sorulardan birisi de "Hakem Heyetine Başvurmadan İcra Takibi Yapılabilir Mi?" sorusu idi. Hatırlayacağınız üzere o cevabımızda tüketiciler açısından çok önemli bir Yargıtay kararından bahsetmiştik.

Geçtiğimiz yılın Aralık ayında ise kanun-yapıcılar, işte o mahkeme kararını boşa çıkarmak için ilgili kanun maddesini değiştirdiler. Böylece 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. maddesinin 1. fıkrasında yapılan söz konusu değişiklikle birlikte, yüksek mahkemenin tüketicilere sağladığı bir koruma meclis tarafından kaldırılmış oldu!

Öte yandan bu değişiklik, hâlihazırda neredeyse çalışamaz durumda olan icra dairelerinin iş yükünün daha da artmasına sebep olacağı ve ayrıca hukuki prosedürün de daha belirsiz hale gelmesine hizmet edeceği için bile son derece sakıncalıdır.

Avukat Hakan Tokbaş

Her yıl gerçekleştirdikleri Tüketici Hukuku Kongreleri ile tanınan Tüketici Hukuku Enstitüsü Derneği'nin başkanlığını yürütmekte olan Avukat Hakan Tokbaş da Posta Gazetesi'nde yayınlanan 30 Ocak 2018 tarihli yazısında bu hukuki düzenlemenin hiçbir yaraya merhem olmayacağını, tam tersine kendi başına bir sorun teşkil ettiğini ciddi tespitlerle açık seçik anlatıyor. Hukuki karışıklık yaratmaktan başka bir işe yaramayacak bu "hata"dan bir an önce dönülmesini dileyerek ilgili yazıyı dikkatinize sunuyorum:

     Evet, o deli benim!
   
     Bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış derler ya hani…

     İşte öyle bir şey aslında, aşağıda anlatacaklarım.

     Ben deliliğimle gurur duyarım elbette, ancak “40 akıllılar” benden fazla karıştırıyor ortalığı.

     Durum şöyle efendim:

     Enstitüyü takip edenler bilir; 2015 Nisan tarihlerinde, Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararı yorumlayarak basın açıklaması yolu ile kamuoyuna duyurmuştum.
Sanırım çıkan haberlerin başlığı daha çok “Tüketiciye İcra Müjdesi” şeklinde idi.

     Evet, hani o zamanlar, “3300 TL nin altında olan tüketici alacakları doğrudan ilamsız icra takibine konu edilemez” şeklinde özetlenebilecek meşhur karar.
Ben kararı alan avukat değil, yorumlayan ve ilan edenim. Kararı alan meslektaşımı da ayrıca tebrik etmek lazım.

     O zamanlar, kararı yorumlama tarzım oldukça tepki almıştı. Karar, ilk başta tüketici aleyhine gibi gözükse de, hukuk her iki tarafa da aynen uygulanacağı için esasen tüketicinin lehine olacağını, özellikle bankacılık, telekomünikasyon ve enerji şirketlerinin bu karardan çok etkileneceklerini belirtmiştim. Zira piyasada tüketiciden en fazla alacağı olan sektörler bunlardı ve alacaklarının çoğu 3300 TL nin altında idi.

     Her delinin akıbeti gibi ben de alkışlanmadım elbette, hatta kararı yorumlama tarzımdan dolayı sektör trolleri tarafından işitmediğim küfür kalmadı. Angaralı olmama rağmen, benim dahi hiç bilmediğim küfürleri okudum ve işittim inanır mısınız?

     Ancak, uygulama aynen yorumladığımız şekilde gelişti ve yanlış yönlendiriyorsun diyenlere inat, ne yorum yaptık ise kelimesi kelimesine uygulandı.

     Bu karar, hukuki tartışması bir tarafa, pratikte İcra Dairelerinin iş yükünü olabildiğince azaltmak ve şirketlerin, takibe geçmeden önce tüketici ile bir şekilde uzlaşma yolunu seçmesi bakımından epey önemli idi. Ayrıca çok daha karmaşık bir hukuki düzenin önüne geçmişti.

     Şimdi ne mi oldu?

     Kanunun 68. Maddesine “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla” şeklinde bir ifade konuldu. (Benim gibi bir deliye ön almak için de ancak kanun değişikliği lazımdı zaten, gurur duyuyorum bununla.)

     Yani birileri, sektörün tıkanıklığını çözmüş oldu kendince. Böylelikle, nadide şirketlerimiz, Hakem Heyetine başvurmak zorunda kalmadan doğrudan icra takibi açabilecekler. Yukarıda benim açıklamamla basının attığı başlık örneğini vermiştim; o başlık bu sefer şuna dönüştü: “Tüketiciye icra yağacak” veya “faturasını ödemeyen tüketici yandı”.

     Kamuoyunun algısı bakımından aradaki fark bariz değil mi?

     Peki, sektörün bu büyük sorununa çözüm bulduğunu sananlara bazı sorularım olacak:

     Bankacılık sektöründe: hesap işletim ücreti, kartel faizi vs; telekomünikasyon sektöründe: taahhüt iptal cezası, cihaz bedeli vs; enerji sektöründe: haksız gecikme faizleri, kesme açma bedelleri vs. konularında tüketiciler, doğrudan icra takibi açmaya yönlenirse ne olacak? Yeni bir kanun çalışması mı gelecek? “Yanlış yapmışız, bu dediğimiz tüketiciler için geçerli değildir” mi denilecek? Sektör her istediğinde oyun oynar gibi kanunlarla ve haklarla mı oynayacağız?

     2018 yılı parasal sınırları için, 6860 TL’nin altındaki icra takipleri için, tüketici takibe itiraz ederse, alacaklı şirket ne yapacak? Kanuna bu cümleyi koyduranlar uygulamayı ve hukuku pekiyi bilmedikleri için ben söyleyeyim: HİÇBİR ŞEY! İcra takibi yine kilitlenecek, şirket yine sıfırdan THH’ye başvurmak zorunda kalacak. Neden mi? E orasını da bir zahmet araştırın bakalım, neler bulacağınızı ben de merak ediyorum.

     Madem kanunda böyle bir düzenleme yapılacaktı, THH parasal sınırları yakın zamanda neden fahiş bir şekilde artırıldı? Ayrıca “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” gibi absürt bir kanun çalışması neden yapılıyor? Hepsi, İcra Dairelerinin iş yükünü hafifletmek, çalışamaz durumda olan İcra Dairelerinin işlevini, garip bir yöntemle de olsa, artırmak için değil miydi? E doktor bu ne peki?

     ÇÖZÜM:

     Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, uzun zamandır Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın elinde oyuncak oldu. Görevi, tüketici şikâyetlerini ölçmek, tüketici isteklerini raporlaştırmak, piyasa denetimi yapmak olan bakanlık, hukuk eğitimi almamış kişiler eliyle kanun yapıyor, yönetmelik yazıyor. Yanlış yapıyor, yanlış yazıyor. Eleştirince küsüyor, eleştirmezsen yanlışını görmüyor. Yaptığı yanlışlar hem devleti hem tüketicileri sıkıntıya sokuyor. Hem hukuku hem ekonominin işleyişini bozuyor.

     Hâlbuki Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın, sektörlerle içli dışlı olması gerekir. Tüketicilerin şikâyetlerini derleyip, piyasa denetimini yapıp, yine sektörlerin iyileşmesi için raporlar oluşturması, bu raporlar gereği gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için uzman kişilere iletmesi gerekir.

     Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun artık bir ana kanundur. Öyle ki, uygulamasının genişliği içerisinde Türk Borçlar Kanunu neredeyse yedeklenmiştir. O halde, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Borçlar Kanununa ve diğer özel kanunlara uygun olarak, o kanunlarla uyumlu çalışacak şekilde, uzman hukukçular ve akademisyenler eli ile düzenlenmelidir.

     Bunu yapabilecek tek kurum ise ADALET BAKANLIĞI’DIR. Tüketici hukuku ile ilgili bütün mevzuat çalışmalarının acilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı elinden alınıp, Adalet Bakanlığı’na teslim edilmesi gerekir.

     Aksi takdirde ortalık, daha çoook karışır. Dönemine göre, güçlü olan sektörse sektörün, tüketici örgütleri ise örgütlerin elinde kalır. Kimin elinde kalırsa kalsın, sırf elde kaldığı için doğru bir şey çıkmaz.

     Bir Angaralı sanırım şöyle tepki verirdi: Yeter la bebeler! Bi salın artık!

KAYNAK:  Bu yazı, Posta Gazetesi'nin internet sitesinden alıntılanmıştır; aşağıdaki bağlantıya tıklayarak orijinal metne ulaşabilirsiniz.

18 Nis 2016

Soru 9: Hakem Heyetine Başvurmadan İcra Takibi Yapılabilir Mi?

Tüketici Hakem Heyetlerinin verdiği kararlar, aynen bir mahkeme kararı gibi ilâmlı icraya konu olabilmektedir. Ancak hukukumuzda bir de herhangi bir ilâma veya ilâm niteliğinde bir belgeye dayanmadan gidilebilen ilâmsız (adi) icra yolu vardır. İşte buradaki soru da hakem heyetine başvurmadan söz konusu bu ilâmsız icra (adi takip) yolunun kullanılıp kullanılamayacağı ile ilgilidir.

Yargıtay'ın, 2015 yılında verdiği bir kararında "icra takibi yapılmadan veya dava açılmadan önce tüketici hakem heyetine müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu" belirtmesi üzerine, 2017 yılı Aralık ayında Tüketici Kanunu'nun 68. maddesinin 1. fıkrasına “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla” ibaresi eklendi.

Bu kanun değişikliğiyle amaçlanan, tüketici hukukunda Yargıtay'ın kısmen tıkadığı ilâmsız icra yolunu açmaktı. Görünüşe göre, söz konusu kanun değişikliği ile bu yol açılmış oldu. Yani artık tüketici hakem heyetine başvuru yapmadan icra takibi YAPILABİLMEKTEDİR!

İcra takibi BAŞLATILMASININ önünde hukuki bir engel yoktur! ANCAK yapılan bir ilamsız icra takibine, karşı tarafın itiraz etmesi halinde bu itirazı hükümden düşürerek takibe devam etmek çok uğraştırıcı bir süreçtir. Mevcut duruma göre; Tüketici Kanunu kapsamına giren bir uyuşmazlıkla ilgili olarak taraflardan biri ilamsız icra takibi başlatmış ve karşı taraf bu takibe tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz etmiş ise icra takibi durur. İcra takibini başlatan tarafın takibe devam edebilmek için itirazın iptali davası açması gerekir. İcra takibindeki uyuşmazlık miktarı Tüketici Hakem Heyeti parasal sınırları dahilinde olsa bile, adından da anlaşılacağı üzere bu bir “dava” olduğu için artık Hakem Heyetine gidilemez. Dolayısıyla itirazın iptali davası, uyuşmazlık miktarına bakılmaksızın Tüketici Mahkemesinin görev alanındadır. Temmuz 2020’de yapılan düzenleme ile Tüketici Mahkemesinde görülecek davalarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartı haline getirilmiştir. Bu bakımdan Tüketici Mahkemesinde bir dava açmak için öncelikle arabulucuya başvurulmalıdır. Arabuluculuk yöntemiyle anlaşma sağlanamazsa süreç sonunda düzenlenen son tutanak ile birlikte Tüketici Mahkemesinde dava açılabilir. İtirazın iptali davası da aynı şartlara tabidir. Özetle, “Yargıtay’ın tıkadığı ilamsız icra yolunu açan” söz konusu kanun değişikliği uyarınca eğer bir ilamsız icra takibi başlatılmış ve itiraz sonucu takip durmuşsa o zaman artık uyuşmazlık miktarına bakılmaksızın Tüketici Mahkemesinde itirazın iptali davası açılması gerekir ancak bu davayı açmak için de öncelikle arabulucuya başvurulması şarttır.

Esasen bu hukuki olarak da problemli bir konudur! Çünkü; her yıl yeniden belirlenmekte olan parasal sınırların yani hakem heyeti görev sınırlarının ] altında kalan uyuşmazlıklar için doğrudan mahkemeye gidilemez, fakat hakem heyetlerinin de icra takibine yapılan itirazları kaldırma veya iptal etme yetkisi yoktur! Bu durum Hakem Heyeti parasal sınırları içinde kalan uyuşmazlıklarda bir çelişki yaratmaktadır. Sorunu yukarıda özetlendiği şekilde çözmeye çalıştığımızda ufak miktarlı alacaklarda bile icraya yapılan itirazları kaldırmak için Tüketici Mahkemesinde dava açılması gerekmekte, dava açmak için de arabulucuya başvurmak zorunlu olduğundan süreç gereksizce uzamaktadır. Hatta sırf bu yüzden o icra takibini ortada bırakıp sanki hiç icra takibi yapmamış gibi en baştan hakem heyetine başvurmak bile insana neredeyse daha kolay gelebilir!

İşte bu nedenle biz, hakem heyeti görev sınırları içinde kalan uyuşmazlıklarla alakalı olarak, bu ilamsız icra yolunu kimseye TAVSİYE ETMİYORUZ!  Şu aşamada, doğrudan icra takibi başlatmak yerine yine eskisi gibi hakem heyetine başvuru yapmak, en azından tüketici hukukunda ilamsız icra takibine itiraz meselesi çözülünceye kadar çok daha garantili bir yöntemdir! Aksi halde tüketiciler, hakem heyetlerinde haksız dahi çıksalar ödemedikleri/ödemeyecekleri parayı icra masrafları için vermek zorunda kalabilir, kendilerini bilmedikleri süreçlerin içinde bulabilir, aynı zamanda bir hayli vakit de kaybedebilirler.

Şirketler tarafından haklarında icra takibi başlatılan tüketiciler de borçlu olmadıklarını düşünüyor iseler mutlaka ödeme emrinin kendilerine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ilgili icra dairesine giderek takibe itiraz etmelidirler.

SONUÇ OLARAK, mevcut durumda hakem heyetine başvurmadan da hukuken icra takibi BAŞLATILABİLİR! Ancak biz yine de, her yıl yeniden belirlenen parasal sınırların altında kalan uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurmadan icra takibi başlatılmasını yukarıda sayılan riskleri ve zorlukları nedeniyle şu an için tavsiye etmiyoruz.



(!) DİKKAT: ALTTAKİ AÇIKLAMA, ARALIK 2017'DEKİ KANUN DEĞİŞİKLİĞİNDEN ÖNCEKİ DURUMU DAHA DETAYLI ŞEKİLDE AÇIKLAMAKTA OLUP YALNIZCA GEÇMİŞE DAİR ARŞİV NİTELİĞİNDE BİR EK BİLGİ VERME VE YENİ DÜZENLEMENİN OLUMSUZ YÖNLERİNİ ETRAFLICA GÖZLER ÖNÜNE SERME AMACI TAŞIMAKTADIR. BAŞLIKTAKİ SORUNUN MEVCUT DURUMDAKİ GÜNCEL CEVABI İSE YUKARIDA İFADE EDİLENDEN İBARETTİR!

Oysa bu konu, daha öncesinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2015 tarihli, 2015/10571 esas, 2015/8738 karar sayılı içtihadıyla hem akla hem de hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde açıklığa kavuşturulmuştu.
(Kararı indirmek için buraya tıklayabilirsiniz.)

Anılan karara göre; her yıl yeniden belirlenmekte olan hakem heyeti görev sınırlarının altında kalan uyuşmazlıklar için, icra takibi yapılmadan veya dava açılmadan önce tüketici hakem heyetine müracaat edilmesi zorunluydu.  Bu kararın gerekçesi ise özetle şöyle açıklanmıştı:
"6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. maddesi uyarınca, belirlenen miktarın altında kalan uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Yüksek yargı kararlarına göre tüketici hakem heyetleri 'mahkeme' niteliği taşımamaktadır. Buna rağmen TKHK m.70'in 2. fıkrası, tüketici hakem heyeti kararlarının tarafları bağlayacağını ve de İcra ve İflas Kanunu'nun ilâmların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirileceğini hükme bağlamıştır. Buna göre, kararları ilamlı icra yoluyla takip edilebilen Tüketici Hakem Heyetine müracaat etmeden ilamsız icra takibi yapmakta tüketicinin hukuki yararı yoktur. Bu durumda tüketici hakem heyetine müracaat edilip uyuşmazlıkla ilgili olarak bir karar almadan icra takibi yapılamayacağı gibi, Tüketici mahkemesinde de dava açılamaz. Buna karşın ilamsız icra takibi yapılır ve bu icra takibine itiraz edilir ise, itirazın iptali istemiyle tüketici hakem heyetine müracaat edilemez. Bu halde de, kanunun açık hükmü nedeniyle tüketici mahkemesinin, uyuşmazlığın esasıyla ilgili karar verme yetkisi bulunmamaktadır."
Görüleceği üzere, Aralık 2017'de kanuna sonradan eklenen ibare, bu kararda icraya itiraz söz konusu olduğunda doğacağı öngörülen sorunların hiçbirini çözmemektedir. Dolayısıyla bu örnekten de hukukta bir başvuru yolunun önünü açmanın sorun çözmek için tek başına yeterli olmayacağı, hatta -bununla mevcut sorunu çözmek şöyle dursun- başka tür sorunlara bizzat kaynak yaratılabileceği net bir şekilde anlaşılmaktadır. Değişikliği yapanlar, tüketici hakem heyetlerinin iş yükünü azaltmayı amaçlarken icra dairelerinin iş yükünü artıracaklarını her nedense düşünmemişlerdir. Hâlbuki değişiklik öncesinde, mevcut iş yükü uyuşmazlık miktarına göre heyetler ve daireler arasında paylaşılmış durumdaydı.

Bununla beraber, esas olarak tüketiciyi korumak amacıyla çıkarılan bir kanun tüketicinin bu kadar aleyhine olacak şekilde değiştirilmemeliydi. Çünkü bu değişiklik sonrasında tüketiciler, en ufak bir borç için bile her an icraya verilebilecekler! Ayrıca önceden tüketiciler bu borçları için heyetlerde herhangi bir masraf ödemek zorunda da kalmıyorlardı şimdi ise tüm icra masrafları tüketicinin sırtına yüklenmiş olacak! Yaşanacak tüm hukuki karışıklık da cabası! Kısacası, her açıdan sayılamayacak kadar çok sakıncası olan bu değişikliğin bir an önce geri alınmasını temenni ederek konuyla ilgili yazılmış bir köşe yazısını alıntıladığım yazının bağlantısını buraya ekliyorum.

(!) DİKKAT (SON): KAFA KARIŞIKLIĞI YAŞAMAMAK İÇİN ÖNCE L
ÜTFEN YUKARIDAKİ "DİKKAT" YAZISINI OKUYUNUZ!




11 Nis 2016

Soru 8: Lehime Verilen Karara Karşı Taraf İtiraz Ederse Ne Yapacağım?

Hakem heyeti kararının her şeyin sonu olmadığı, karara itiraz imkanı bulunduğu önceki yanıtlarımızda belirtilmişti. O halde hakem heyeti sizi haklı bulmuş olsa dahi itiraz sonrası mahkeme aşamasında haksız çıkabilirsiniz. Bu nedenle karşı taraf karara itiraz ettiğinde süreci titizlikle takip etmeli, karşı tarafın iddialarına cevap dilekçenizle yanıt vermelisiniz.

Cevap dilekçesi vermek son derece önemlidir. Zira bu size tanınmış bir hukuki dinlenilme ve savunma hakkıdır. Neticede davayı kaybederseniz vekalet ücreti, yargılama gideri vb. adlar altında paralar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bununla karşılaşmamak adına, hakimi haklı olduğunuza davanın henüz başında inandırmanız sizin lehinizedir. Ayrıca çoğu zaman evrak / dosya üzerinden inceleme yapıldığı için cevap dilekçesini de vermezseniz kendinizi savunacak başkaca bir ortam bulamayabilirsiniz.

Süreç hakkındaki bilgilere geçersek; eğer karşı taraf itiraz etmişse mahkemeden size bir "Tensip Zaptı / Tensip Tutanağı" tebliğ edilir. Bu tutanakta, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde sizden mahkemeye bir cevap dilekçesi vermeniz istenir. Bu iki haftalık sürenin hak düşürücü süre olduğu unutulmamalıdır. Bu bakımdan süreyi geçirirseniz cevap dilekçesi verme hakkınız düşer ve karşı tarafın, dava dilekçesinde savunduğu tüm iddiaları inkâr ettiğiniz varsayılır.

Ayrıca posta memuru geldiği zaman evde kimseyi bulamayıp tebligatı muhtara bırakmışsa, sizin muhtardan teslim aldığınız gün değil, tebligatın muhtara bırakıldığı gün tebliğ tarihi olarak kabul edilir. İki haftalık hak düşürücü süre de muhtara bırakıldığı bu tarihten itibaren başlar.

Ancak tensip tutanağının ekinde karşı tarafın dava dilekçesi mutlaka bulunmalıdır. Çünkü sizden, bu dava dilekçesindeki iddialara bir dilekçeyle cevap vermeniz beklenmektedir. Eğer dava dilekçesi size gönderilmediyse bu usûlsüz tebligat sayılır. Bu durumda ilgili mahkeme kalemine ulaşıp dava dilekçesinin size tebliğ edilmesini istemelisiniz. Düzgün şekilde çıkarılan bu ikinci bildirimin tarafınıza tebliğ edilmesiyle birlikte iki haftalık süreniz başlar.

Bu aşamada nasıl bir cevap dilekçesi verilmesi gerektiği hemen hemen herkesin aklına takılacaktır. Önemle belirtmeliyiz ki internetten bulunan dilekçeler okunmadan mahkemeye asla verilmemeli. İnternetten boş dilekçe örnekleri yahut form dilekçeler bulunabilir ve bunlardan yararlanılabilir. Nitekim sitemizde de şuradaki yazı içerisinde bir dilekçe örneği paylaşılmıştır. Ancak her ne olursa olsun internetten bulunan dilekçenin üzerinde bir yazı varsa titizlikle okunmalıdır. Yalan yanlış beyan ve bilgiler içeren dilekçeyle mahkemeleri yanıltmak suçtur! Bu bakımdan olayla ilgisi bulunan ve doğru ifadeler içeren dilekçeler kullanılmalıdır.

Cevap dilekçenizi baştan sona kendiniz de oluşturabilirsiniz. İnternetten bulduğunuz ve sitemizden de paylaşılmış örnek dilekçelere benzer bilgileri içeren bir metin oluşturabilirsiniz. Karşı tarafın itirazda bulunurken verdiği dava dilekçesi, tensip tutanağıyla birlikte size tebliğ edilir. Burada karşı tarafın iddialarını detaylarıyla öğrenip ona göre savunmanızı yapabilirsiniz. Yine buradaki dilekçenizde de uyuşmazlıkla ilgili olayları ve hukuki dayanaklarınızı açıkladıktan sonra delillerinizi de eklediğiniz dilekçenizi ilgili mahkeme kalemine teslim etmelisiniz.

Bunu yaptıktan sonra size ulaşacak ikinci mektubu bekliyorsunuz. Bu ikinci mektup, bazen sizi sözlü duruşmaya çağırabilse de çoğunlukla davanın sonucunu size bildirmektedir.


4 Nis 2016

Soru 7: Heyetin Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Tüketici Hakem Heyetinin verdiği karar her ne kadar uygulanması zorunlu kararlardan olsa da bu karara itiraz edilebilir. Taraflar, kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde itirazlarını yapabilirler. Bu süre, hak düşürücü süredir. Yani bu süre geçtikten sonra artık itiraz edilemez ve karar kesinleşir. Bu nedenle sürelere titizlikle dikkat edilmelidir.

Ayrıca posta memuru geldiği zaman evde kimseyi bulamayıp tebligatı muhtara bırakmışsa, sizin muhtardan teslim aldığınız gün değil, tebligatın muhtara bırakıldığı gün tebliğ tarihi olarak kabul edilir. On beş günlük hak düşürücü süre de muhtara bırakıldığı bu tarihten itibaren başlar.

Tüketici Hakem Heyetinin kararına karşı itiraz, Tüketici Mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme, tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesidir. Ancak o yerde bir Tüketici Mahkemesi bulunmuyorsa; Asliye Hukuk Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bu davaya bakar. Bunun için dava dilekçesinde mahkeme "Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)" şeklinde belirtilmelidir.

Mahkemeye itiraz bir dilekçeyle yapılır. Dilekçenizde olayları ve hukuki açıklamalarınızı belirttikten sonra delil olarak gösterdiğiniz evrakları da ekleyerek adliyedeki tevzi bürosuna teslim etmelisiniz. Tüketici olarak tüketici mahkemelerinde açacağınız davalar harçtan muaf tutulmuştur. Bu nedenle dava açarken sadece masraflar için gider avansı yatırırsınız. Dava sonunda haklı çıkmanız durumunda bu yatırdığınız avansı da davalıdan geri alırsınız.

Bir karara itiraz edilmiş olması, o kararın icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Bunun için dava açılırken dilekçe, "ihtiyati tedbir talepli" olarak verilebilir.

İnceleme, çoğu zaman evrak üzerinden yapılır. Dolayısıyla taraflar duruşmaya dahi çağrılmadan kendilerine nihai karar tebliğ edilir. Ancak mahkemeye sunulan dava dilekçesinde duruşma talep edilebilir.

Hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Yani temyiz edilemez. Mahkeme, itiraz edenin lehine de karar verse aleyhine de karar verse başka bir başvuru merci artık kalmamıştır. Mahkeme kararı, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine de gönderilir.

Hakem heyetinin tüketiciyi haklı bulduğu bir karara karşı itiraz edilmiş ve mahkeme bu itirazı kabul ederek tüketiciyi haksız bulmuş ise, tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nispi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilir ve ödenecek tutar mahkeme kararında belirtilir. Ne yazık ki bazen bu durum, gerçekte haklı olan tüketicinin hakkına kavuşamamasının yanı sıra bir de zarara uğramasına yol açmaktadır.


28 Mar 2016

Soru 6: Karar Aleyhime Çıkarsa Ne Olacak?

Tüketici, açıkça mağdur da olsa şikayet etmeden önce ilk düşüneceği şey genellikle bu olur. Tüketicinin "Ya haksız çıkarsam?" diye düşünmesi son derece makul bir düşüncedir. Çünkü bu durumda, yapılan masrafların haksız çıkan taraftan alınacağı düşüncesi çok yaygındır. Ancak tüketiciler açısından durum sanıldığı gibi değil!

BİLİRKİŞİ VE TEBLİGAT ÜCRETLERİ:

Uyuşmazlığın tüketici lehine sonuçlandığı durumlarda, bilirkişi ve tebligat ücretleri haksız çıkan karşı taraftan alınmak üzere kararda belirtilir. Ancak tüketici aleyhine sonuçlanan uyuşmazlıklarda, tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır. Dolayısıyla tüketici, haksız da çıksa, sırf şikayet edip hakkını aradı diye masraf ödemek durumunda kalmaz. Bu bakımdan tüketicilerin korkmadan heyetlere başvurması amaçlanmıştır. Zaten heyetlere yapılan başvuru istatistiklerine bakıldığında da yüzde 90'dan fazlasında tüketicilerin haklı bulunduğu görülecektir.

VEKALET ÜCRETİ:

Heyet Aşamasında - Tüketici hakem heyetlerinde taraflar, avukatla temsil edilebilir. Ancak avukatla temsil durumunda, heyetler tarafından lehine karar verilen tarafın avukatına vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmez. Yani heyet aşamasında haksız çıkan tüketicinin, vekalet ücreti açısından da karşı tarafa bir para ödemesi söz konusu değildir. Ancak tüketici, eğer mahkeme aşamasında haksız çıkarsa bu durumda karşı tarafa vekalet ücreti ödemek zorunda kalır.

Mahkeme Aşamasında - Heyetin tüketici aleyhine verdiği karar her şeyin sonu değildir. Tüketicinin ve karşı tarafın itiraz hakkı vardır. İtirazın nasıl yapılacağı bir sonraki sorunun cevabında açıklanacaktır. Bu nedenle burada sadece vekalet ücretiyle ilgili kısma değineceğiz. Heyetin kararına karşı Tüketici Mahkemesinde yapılan itiraz sonucunda mahkeme, heyetin haklı bulduğu tüketiciyi haksız bulabilir veya heyetin haksız bulduğu tüketicinin haksızlığını onaylayabilir. Görüldüğü gibi burada mahkeme aşamasındaki her iki durumda da tüketici haksız bulunduğu için, davada karşı taraf avukatla temsil ediliyorsa ona vekalet ücreti ödemeye mahkum edilir.

14 Mar 2016

Soru 4: Başvuru Sonrasında Heyette Neler Oluyor?

Başvuruyu yaptıktan sonra karar çıkana kadar doğrudan tüketicinin yapacağı bir işlem yoktur. Ancak yine de heyette yaşananları detaya girmeden özetlemek yerinde olur.

Heyete bir başvuru yapıldıktan sonra öncelikle başvuru kayıtlara işlenir ve gereken idari işlemler yapılır.

Daha sonra başvuru dilekçesinde şikayet edilen tarafa bir yazı gönderilerek savunmasını yapması istenir. Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan veya ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan istemeye yetkilidir. İstenen bilgi ve belgelerin sunulması için tebliğ tarihinden itibaren en fazla otuz gün süre verilir. Ancak talep edilirse ve bu talep tüketici hakem heyeti başkanlığınca da uygun görülürse süre uzatılabilir. İstenilen bilgi ve belgeler verilen süre içinde sunulmazsa dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden bir karar verilir.

Heyetteki üyelerin mesleklerinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular haricinde, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir durum varsa, taraflardan birinin talebi üzerine yahut re’sen, bilirkişi görüşünün alınmasına karar verilebilir. Raporun hazırlanması için bilirkişiye verilecek süre, on beş iş gününü geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine bu süre, on beş iş gününü geçmemek üzere, bir defaya mahsus uzatılabilir. Heyetçe gerekli görülmesi halinde aynı uyuşmazlık için mevcut bilirkişiden ek rapor istenebilir veya yeniden bilirkişi görevlendirilebilir.

Heyet, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden inceleme yapar. Eğer gerekli görürse tarafları ve varsa bilirkişiyi ayrıca dinleyebilir.

Tarafların ivedi inceleme talebinde bulunması ve bu talebin başkan tarafından uygun görülmesi halinde başvuru, tüketici hakem heyetince öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılır. Bunun haricindeki başvurular da, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülür ve karara bağlanır. Yapılan başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak, karar süresi en fazla altı ay daha uzatılabilir. Ancak yönetmelikte belirlenen bu azami süreler, uygulamadaki yoğunluk nedeniyle çoğu zaman aşılmaktadır.


7 Mar 2016

Soru 3: Heyete Nasıl Başvuracağım?

Hakem Heyetlerine sözlü başvuru kabul edilmemektedir. Heyete başvurmak için temel olarak iki yöntem düzenlenmiştir: Islak İmzalı Başvuru veya Elektronik Ortamda Başvuru. 

Önceleri elektronik ortamda başvurunun son derece zor olması ve ağır şartlar taşıması sebebiyle en sık kullanılan yöntem ıslak imzalı başvuru olmuştur. Buna göre başvuru, uyuşmazlık konusunun bir dilekçeyle açıklanması ve varsa delil sayılacak belgelerin de bu dilekçeye eklenerek tüketici hakem heyetine verilmesiyle yapılır.
Banka Dosya Masraflarının iadesinde, bankadan alınan dekont, hesap dökümü, vb. belgelerin; Ayıplı Mal / Hizmet söz konusu olduğunda ise, fatura, servis fişi, sözleşme, vb. belgelerin dilekçeye eklenerek başvuru yapılması gerekmektedir. Banka kredilerinden kesilen masrafların dekontlarını saklamadıysanız, kredi çektiğiniz bankanın genel müdürlüğünden veya herhangi bir şubesinden dekontlarınızı ya da hesap hareket dökümlerinizi talep edebilirsiniz. Bankalar kanunen bu evrakları size vermek zorundadır.
Başvuru dilekçesini kendiniz yazabilirsiniz, ancak yazmak istemezseniz heyetlerde de bulabileceğiniz başvuru formunu kullanarak dahi başvurmanız mümkündür. Söz konusu başvuru formuna buraya tıklayarak da ulaşabilirsiniz.
Eğer başvuru formunu kullanmadan, dilekçeyi kendiniz yazıp götürecekseniz başvurunun geçerli olabilmesi için şunları mutlaka belirtmelisiniz:
  1. Başvuru sahibinin adı - soyadı, T.C. Kimlik Numarası, adresi ve varsa diğer iletişim bilgileri,
  2. Uyuşmazlık değeri (TL cinsinden belirtilmeli*)
  3. Heyetten talep edilenler 
  4. Şikayet edilene ilişkin bilgiler
İkinci olarak, elektronik ortamda yani internet üzerinden de heyete başvuru imkanı tanınmıştır. Bu yöntemde başvuruların e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) ile yapılması zorunludur. Burada başvurunun geçerli olabilmesi için uyuşmazlıkla ilgili başvuru formunun eksiksiz olarak doldurulması ve varsa bilgi ve belgelerin sisteme yüklenmiş olması gerekir.

NOT: Yapılan değişiklikle birlikte, elektronik ortamdaki başvuruların güvenli elektronik imza veya mobil imza ile imzalanmış olma zorunluluğu KALDIRILMIŞTIR! Bu sayılan imza yöntemleri, özellikli ve masraflı yöntemler olduğundan bunların kaldırılmasıyla heyete başvuru önemli ölçüde kolaylaşmıştır. Zira önceki düzenlemeye göre eğer e-imza veya mobil imza kullanmıyorsanız, internetten başvurmuş olsanız bile yine sistem tarafından oluşturulan formu çıktı alıp ıslak imzayla imzalayarak heyete ulaştırmanız gerekmekteydi, aksi halde başvurunuz işleme alınmıyordu. İşte bu nedenle elektronik başvuru yöntemi pek tercih edilmeyen bir yöntemdi. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şudur; artık e-Devlet şifresiyle yapılan başvuru YETERLİ olup bu ortamda yapılan başvuru, sistem üzerinden doğrudan Tüketici Hakem Heyetine düşmektedir.

Son olarak belirtmek gerekir ki aynı konuyla ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine başvuramazsınız! Yine aynı konuyla ilgili olarak aynı heyete de birden çok başvuru yapamazsınız! Aksi takdirde karşı taraf buna itiraz edebilir; ayrıca heyet de bunu fark edip gereğini kendiliğinden yapabilir.

Ayrıca, unutmayın ki tüketicilerin yapacağı başvurulardan hiçbir surette ücret alınmaz!


* Uyuşmazlık değeri şayet döviz cinsinden belirtilmiş ise söz konusu bu değer başvuru tarihindeki TCMB efektif döviz satış kuru esas alınarak TL'ye çevrilir.


29 Şub 2016

Soru 2: Hangi Heyete Başvurmalıyım?

Bu soru, heyetin görev ve yetki sınırına ilişkindir.
Görev, heyetin hangi parasal sınıra kadarki uyuşmazlıklara bakabileceğini;
Yetki, heyetin hangi yerdeki uyuşmazlıklara bakabileceğini ifade eder.

Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu VEYA tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Burada heyeti seçme hakkı tüketiciye bırakılmıştır. Tüketiciler, yetkili sayılan iki yerden istediğine başvuru yapabilir.

Bakanlık, illerde ve belli şartları taşıyan ilçelerde hakem heyetleri oluşturmaya yetkilidir. Bu oluşturulan heyetlerden il tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem heyetleri ilçe sınırları içinde yetkili kılınmıştır.

Şartları taşımadığı için tüketici hakem heyeti kurulmamış olan ilçelerde ise Bakanlık tarafından o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyeti yetkilidir. Bu durumda tüketiciler, o ilçe kaymakamlığına başvuru yapabilir. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlığın belirlediği yetkili tüketici hakem heyetine intikal ettirilir.

Hakem heyetleri genellikle Kaymakamlık ve Valilik binalarında bulunmaktadır. Buradaki bağlantıyı kullanarak il il bütün hakem heyetlerinin adres ve telefonlarına ulaşabilirsiniz.

Heyetin hangi parasal sınıra kadar olan uyuşmazlıklara bakabileceğini ifade eden görev hususu ise mevzuatta biraz karışık düzenlenmiştir. Bu, bir önceki soruya verdiğimiz yanıtla da alakalıdır. (Lütfen o cevaba da bakınız.) Orada da belirttiğimiz gibi parasal sınırlar her yıl değişmektedir. Yönetmelikte ve her yıl parasal sınırları yeniden belirlemek üzere çıkarılan tebliğlerde, 4 bent halinde (a, b, c ve ç bentlerinde) düzenleme yapılmaktadır. Buna göre öncelikle başvuru yapmak istediğiniz ilin 'büyükşehir' statüsünde olup olmadığını belirlemeniz gerekmektedir.

Eğer büyükşehir ise,
(a) bendinde düzenlenen sınırın altında ise ilçe tüketici hakem heyetine başvuracaksınız.
(b) bendinde düzenlenen sınırlar arasındaysa il tüketici hakem heyetine başvuracaksınız. Buradaki üst sınırın yukarısında ise heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.

Eğer büyükşehir değilse,
İlin merkezindeyseniz, (c) bendinde yer alan sınırın altındaki tüm uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetine başvurabilirsiniz. Bu bentte belirlenen sınır, heyete başvurunun üst sınırıdır. Bu nedenle aşan miktarlarda heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.
İle bağlı ilçedeyseniz, (ç) bendindeki sınırlar arasındaysa il tüketici hakem heyetine başvurabilirsiniz. Bu bentteki küçük sınırın altındaysa (a) bendi gereğince ilçe tüketici hakem heyetine başvurmalısınız. Bu bentteki büyük sınırın üstündeyse heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.

Son olarak şunu da belirtmek gerekirse, Heyetler görev ve yetki alanına giren başvuruları, gerekeni yapmak üzere kabul etmek zorundadır. Görev ve yetki alanı dışında kalan başvuruları ise, tüketicinin başvuru yapabileceği yerleri de belirterek başvuru sahibine iade ederler. Siz de daha sonra iade kararında belirtilen yerlere başvuru yapabilirsiniz. Bu durumda, ilkinde yanlış başvuru yaptığınız için elbette süreç biraz uzamış olur.


22 Şub 2016

Soru 1: Hakem Heyetine Başvurmak Zorunlu Mu?

Bu sorunun asıl cevabı doğrudan doğruya sizin uyuşmazlığınıza konu olan değerle alakalıdır. Çünkü belli bir miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hemen mahkemeye gidemezsiniz! (Bu uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurmadan icra takibi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili ayrıntılı cevap ve açıklama için tıklayınız.)
İşte bu durumda sizin için, heyete başvuru zorunlu hale gelir.

Altında kalan miktarlar için heyete başvurunun zorunlu olduğu sınır, her yılın sonunda, yeni yılın başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden belirlenir. Dolayısıyla görevli heyetin tespitinde başvuru tarihindeki parasal sınırlar dikkate alınır. Yani başvuru hangi yıl yapılacaksa o yıl için çıkarılmış tebliğe bakılmalıdır. Bu yıl için başvurularda uygulanacak sınırları sitemizdeki "mevzuat" başlığı altından "teğliğler" altbaşlığına tıklayarak buradan öğrenebilirsiniz.

Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için kural olarak heyete başvuru yapılamaz. Ancak eğer başvurunuz, tek bir uyuşmazlıkla ilgiliyse sınırları aşan kısımdan feragat ederek tüketici hakem heyetine müracaat edebilirsiniz. Unutmayın ki bu durumda, parasal sınırları aşan kısım için tekrar tüketici hakem heyetine başvuru yapılamaz!

Bunun dışında, tüketiciler, arabulucu, ombudsman ve nadiren de tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine de kendi mevzuatlarına göre başvuru yapabilirler.


15 Şub 2016

Konu: Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Herkes, bir gün bir şekilde haksızlığa uğrayabilir. Bu bakımdan Tüketici Hakem Heyetleri, hepimizin çok iyi bilmesi gereken bir konu. Ne var ki buna ilişkin doğru bilgiler kanun, yönetmelik gibi hukuki metinlerde geçiyor. Dolayısıyla da tüketiciler tarafından pek okunmuyor.

Biz de bu yazı dizisiyle birlikte herkesin aklına takılan soruları mevzattan referanslar vererek yanıtlamaya çalışacağız. Bu yolla tüketiciler kafalarına takılan soruların en azından bir kısmının cevabına kolaylıkla ulaşabilecekler.
Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Aşağıdaki listeden cevabını öğrenmek istediğiniz soruya tıkladığınızda cevap sayfasına yönlendirileceksiniz. Bu konuyla ilgili olarak yeni bir soru-cevap hazırladığımızda da yine aşağıdaki listeye ekleyerek tamamına toplu bir şekilde ulaşmanıza imkan sağlayacağız.

Son olarak, burada cevabını bulamadığınız bir konu olduğunda sitemizdeki "Mevzuat Dizini"ni kullanarak mevzuat üzerinden araştırma yapabileceğinizi de hatırlatmak isteriz.

------------------------------------SON------------------------------------

18 May 2015

Bölüm 4: Tüketici Mahkemesinde İtiraz


Önceki yazımızda tüketici hakem heyetinin kararı detaylıca açıklanmıştı.

Bu karardan sonra başvurusu olumsuz sonuçlanan tüketiciler isterlerse basit bir dava dilekçesiyle mahkemede bu karara itiraz edebilirler. ("Heyetin kararına nasıl itiraz edilir?" başlıklı yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.) Neticede hakem heyetinin kararı her şeyin sonu değil. Heyete başvuru yalnızca yasal bir zorunluluktur, asıl mercî ise tüketici mahkemeleridir. Bu yazıların devamında doğrudan doğruya bu konudan bahsedilmeyecek olsa da bu bedelin hukukî mesnetsizliğine ilişkin buradaki teorik bilgilerden ve açıklamalardan yararlanarak dava dilekçenizi oluşturabilirsiniz. Bu şekilde yapılan itiraz sonucunda verilmiş bir gerekçeli kararı örnek olması için burada paylaşıyoruz. Dava dilekçenize emsal karar olarak ekleyebilirsiniz. Ancak itiraz ederken sizin hakkınızda verilecek mahkeme kararının kesin yani temyiz yolu kapalı olduğunu lütfen unutmayınız.

Başvurunuz olumlu sonuçlandığında ise iki ihtimalden bahsetmiştik. İyi ihtimal: banka itiraz etmeden karara uyarsa paranıza hemen kavuşacaksınız ve bu yazı dizisini okumaya devam etmenize de gerek kalmayacak! Ancak kötü ihtimal olursa yani elinize bankanın karara itiraz ettiğini söyleyen bir kağıt ulaşırsa kendinizi bir anda davalı konumunda bulabilirsiniz. İşte bu yazıda mahkeme aşamasına dair bilgilere ulaşacaksınız.

Ama önce şu soruyu soralım:
Bankalar müşterilerini neden mahkemeye veriyor?
Cevaplayalım:
Çünkü onlar her halükarda kârlı çıkıyorlar da ondan.
Şöyle açıklayalım:
Hakem heyetine bu konuyla ilgili hiç şikayette bulunmayan bir müşteri üzerinden bankalar doğrudan doğruya haksız kazanç elde ediyorlar. Ancak heyete başvuran ve başvurusu olumlu sonuçlanan bir müşteri, hakkını aramakla bankaları bir külfete sokmuş oluyor. Bankalara tanınan itiraz yolu ise somut olayı bir üst merciye taşımak suretiyle onlara yeni bir kurtuluş şansı tanımış oluyor. Eğer davayı kazanırlarsa heyetin kararına göre ödemekle yükümlü oldukları borçtan kurtulmuş olacaklar; davayı kaybederlerse de zaten ödemek zorunda oldukları bir parayı ödeyecekler! Yani dava açıp kaybettiler diye ek bir ödeme yapmayacaklar, heyet kararını aynen uygulayacaklar. Anlayacağınız bu, bankalar için tam bir "taş atıp kolu yorulmama" durumu! Aynı zamanda dava açmak onlara ek zaman da kazandırmakta. Türkiye'de yargının ağır işlemesi, davaların geç sonuçlanması göz önüne alındığında bu ek zamanın hiç de küçümsenmeyecek bir süre olduğunu da belirtelim. Kısacası; siz hakkınız olan parayı hem daha geç alacaksınız, hem de bankayla davalık olmanın stresini yaşayacaksınız ancak banka itirazı sonucunda sadece "zaten uygulaması gereken" heyet kararını uygulamaya mahkum edilecek. O da mahkeme bankayı haklı bulup heyetin kararını iptal etmezse! Artık bu sistem, bankaların tek taraflı olarak borç kaydedip bunu müşterilerinden tahsil edip ses çıkarmayanların paralarına konarak, ses çıkaran milyonlarca insanın paralarını da aylarca karşılıksız şekilde değerlendirdikten sonra istemeye istemeye iade etmek zorunda kalmasına döndü. Bunun adaletle, akılla, mantıkla bağdaşır yanı yok!

Lafı daha fazla uzatmadan davanın gidişatına geçersek;
Tensip tutanağının tarafınıza tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde sizden bir cevap dilekçesi yazmanız istenir. Olaya dair açıklamalarınızın olduğu, daha çok bu bedelin hukukî dayanaksızlığına ilişkin görüşlerinizi dile getirdiğiniz ve varsa delillerinizi de eklediğiniz bir dilekçe, cevap dilekçesi yerine geçecektir. Aslında bu dilekçeyi vermek zorunlu değil! Ancak daha sonra pişmanlık yaşamamak için size tanınan kendinizi ifade etme hakkını kullanmanız önemli. Bir sonraki yazımızda sizin de apaçık göreceğiniz gibi bankaların iddiaları çarpıtmalarla ve yanlışlarla dolu. Bu yanlışları ve çarpıtmaları tespit edip mahkemeye sunmazsanız haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz. Ayrıca davanızı görecek hakim açısından da dilekçeniz önemli olabilir. Çünkü hakim, sizin konuyu umursamadığınızı düşünürse bu davayı aleyhinize sonuçlandırabilir. Bu aşamada size verilen iki haftalık süre, kesin süredir. Yani verilen süre içinde gerekeni yapmazsanız daha sonra delil ve cevap sunma hakkınız olmayacak!

Tutanağın elinize geçmesiyle birlikte e-devlet adlı resmî siteden adınıza açılmış bu davayı kontrol edebilirsiniz. Siteye şifre kullanarak girmeniz halinde yalnızca davanın taraflarını ve varsa duruşma tarihlerini takip edebiliyorsunuz. Ancak mobil imza veya e-imza gibi gelişmiş güvenlik seçenekleriyle girdiğiniz takdirde dava dosyasının tamamına ulaşabilmektesiniz. Her ne kadar bu dava için gerek olmasa da başka önemli davalarınızda dosyanın içeriğini görmek isterseniz bu seçenekleri kullanabilirsiniz.

Mahkemeden gelen tensip tutanağının ekinde bankanın dava dilekçesi de bulunacaktır. Bu tür dava dilekçelerinin bir örneğine şuradan ulaşabilirsiniz. Muhtemelen size gelen dilekçede de benzer ifadeler olacaktır. Banka avukatları ne kadar savunursa savunsun bu bedelin hukuken dayanaksız olduğunu yazıların devamında açıklayacağız. Bu açıklamalarımızda mümkün olduğu kadar teorik, sistematik bilgiler vermeye çalışacağız.

➤ Okuyucular açıklamaları okuyup BURADAN indireceği boş dava cevap dilekçesini kendine uygun bilgiler ve açıklamalarla doldurmalıdır. Örnek dilekçede size yazılmış "NOT"lar ve sizin doldurmanız için bırakılmış boşluklar mevcut. Dilekçeyi baştan sona okuyun ve daha sonra bu not ve açıklamaları silin. Dilekçenizi sadece kendi somut olayınıza uygun şekilde doldurunuz. Sizinle ilgili olmayan ifade ve açıklamaları dilekçeden çıkartın. Unutmayınız ki okumadan mahkemeye sunduğunuz her ifade, daha sonra sizi zor durumda bırakabilir. Bu yazı dizisinde sizin olayınıza uygun açıklamalar mutlaka bulacaksınız. Dilekçenizi işte bu uygun açıklamalarla doldurmalısınız. Dilekçenizde tensip tutanağından ulaşabileceğiniz şu iki bilgiyi belirtmeyi özellikle unutmayınız:
- Dilekçenin en üstüne mahkemenin tam adını yazınız.
- Dosyanın esas numarasını ilgili bölüme yazınız. Bu numara davanın açıldığı yıl ile başlayan ve sizin davanıza özel olarak verilen bir numaradır.

Dilekçedeki olaylar ve açıklamalar kısımlarına kendi olayınıza uygun başka yazılar da ekleyebilirsiniz. Örneğin benim tanık olduğum bir olayda banka, on yıllık aidatların iadesini içeren karara itiraz ederken; sadece bir yıllık aidatın iadesini içeren bir başka kararı ise derhal yerine getirdi. Tarafları ve konusu aynı olan, aynı hükme bağlanan kararların birinde haksız olduğunu kabul edip diğerinde ise etmeyerek direnen bankanın tutarlı bir davranış sergilediğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenle dava devam ederken ikinci karar gereğince bankanın yaptığı ödemeyi gösteren ibranamenin bir fotokopisi mahkemeye delil olarak sunuldu. Bu delil, aynı bankanın aynı konuyla ilgili tüketici lehine verilen bir diğer kararı hiç itiraz etmeden yerine getirdiğini mahkemeye göstermiştir.

Deliller kısmına yazdığınız her şeyi dilekçe ekinde sunmayabilirsiniz. Zira mahkeme de hakem heyetinden ilgili dosyanın bir bütün halinde celbini isteyecektir. Yahut da o delil sizden önce davacı tarafından zaten mahkemeye sunulmuş olabilir. Mesela, söz konusu hakem heyeti kararı bankanın itiraz dilekçesi ile birlikte zaten mahkeme dosyasına girmiş olacaktır. Aynı belgeyi dosyaya tekrar koymak gereksizdir. Ancak bu kararın sizin delilleriniz arasında da ismen sayılması önemlidir.

Bankaya başvuru yaptığınıza dair elinizde bulunan bir belgeyi ekleyebilirsiniz. Çünkü banka sizi bu bedele daha önce hiç itiraz etmemekle suçlayacaktır. Sunacağınız posta alındısı, faks gönderildi raporu gibi evraklar bu ithama bir cevap niteliğindedir.

Dilekçeye bazı emsal kararları ekleyebilirsiniz. Fakat dilekçenize örnek vermek amacıyla yazdığınız her kararın bir örneğini eklemek son derece lüzumsuzdur. Yukarıda da paylaştığım örnek bir mahkeme kararına şuradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca on yıllık bedel iadesi almak istiyorsanız buradaki  Yargıtay kararını da eklemeniz yerinde olacaktır.

Tüm bu işlemleri tamamladıktan sonra davaya cevap dilekçesi ve eklerini, davalı olduğunuz mahkemenin kalemine ya da adliyede bu iş için görevlendirilmiş büroya elden teslim etmelisiniz. Bunu da yaptıktan sonra beklemekten başka yapacak bir işiniz kalmıyor. Davanız duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden incelenecekse karar, evinize tebligat olarak gönderilecektir. Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm (son) kısmında, "davacı banka tarafından açılan davanın (yapılan itirazın) reddine"  veya "tüketici hakem heyeti kararının onanmasına" şeklinde ifadelerin olması artık bu davanın kesin (yani yargı yolu kapalı) olarak sizin lehinize sonuçlandığını anlatmaktadır. Dava lehinize sonuçlandıysa hemen banka şubesine gidip paranızı talep edebilirsiniz. Paranın iade süreciyle ve bu süreçte imzalayacağınız ibranameyle veya ilamlı icrayla ilgili olarak bir önceki yazıda yaptığım açıklamalar işinize yarayabilir.

Bundan sonraki yazılar, kredi kartı üyelik bedelinin hukuken hiçbir dayanağı olmadığını açık kanıtlarla ifade edecektir. Bankaların iddiaları tek tek yanıtlanacaktır. Bir sonraki yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

13 Nis 2015

Bölüm 3: Tüketici Hakem Heyetinin Kararı


Bundan önceki yazımızda hakem heyetine başvurunun nasıl yapılacağından bahsedilmişti. Burada biraz da başvuru sonucunda çıkacak karar hakkında bilgi vermeliyiz.

Kararın elinize ulaştığının ispatlanabilmesi ve tebliğ tarihinin tam olarak saptanabilmesi için PTT'den taahhütlü gönderim yapılmaktadır. Dolayısıyla adreste bir alıcının bulunması şarttır. Dağıtıma çıkan kararlar, alıcısına teslim edilemediği takdirde adrese bildirim kağıdı bırakılarak muhtara teslim edilir. Karara eğer oradan da ulaşılamazsa ancak heyetten sormak gerekecektir. Fakat bu durumda Tebligat Kanunu gereğince, kararın muhtara bırakıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır ve karara itiraz süresi gibi tebliğden itibaren işlemeye başlayan süreler işlemeye başlar. Bu kısa posta açıklamasından sonra artık kararın niteliğine geçebiliriz.

Öncelikle belirtelim ki Tüketici Hakem Heyeti kararı yalnızca verildiği uyuşmazlık için hüküm ifade eder. Emsal olarak gösterilse dahi başka hiçbir uyuşmazlık hakkında zorlayıcı bir etkisi yoktur. Bu nedenle her olay tek başına değerlendirilir ve benzer sayılabilecek olaylarda bile çok farklı kararlar alınabilir.

Kararların zorlayıcı etkisi yalnızca taraflara yöneliktir. Yâni; hakem heyetlerinin verdiği kararlar tarafları bağlar, itiraz edilmediği takdirde kesinleşir ve uyulması zorunluluk teşkil eder. Genel olarak hakem heyetinden lehte ve aleyhte olmak üzere iki tip karar çıkabilir.

Kararın lehinize çıkması durumunda şikayetiniz haklı bulunmuş ve talebiniz kabul edilmiş demektir. Bu durumda tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karşı tarafça kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Hatta şikayet edilen taraf, sizin talebinizin yanı sıra devlete de tebligat ve varsa bilirkişi ücretlerini ödemek zorunda kalır. Tüketici lehine verilen bir karara satıcı veya sağlayıcının uymaması durumunda ise icra müdürlüklerine doğrudan müracaat edilebilir. Bunun için şurada paylaştığımız örnek dilekçe gibi bir dilekçeyi kendinize uygun şekilde düzenleyerek icra müdürlüğüne teslim edebilirsiniz. Aleyhine karar verilen tarafça, (birkaç paragraf altta açıklanacak olan) itiraz yolu kullanılmış olsa bile, kararın icra edilebilir nitelikte kalmaya devam edeceğini de şimdiden belirtelim.

Kararın aleyhinize çıkması durumunda ise şikayetiniz haksız bulunmuş demektir. Bu durumda elbette başvuru dilekçenizde yazdığınız talebiniz yerine getirilmeyecektir. Başvurunuzun olumsuz sonuçlandığı bu aşamada dahi herhangi bir ücret ödemezsiniz. Ayrıca, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Mahkemesi nezdinde bu sonuca itiraz etme hakkınız mevcuttur. Tüketici Mahkemelerinde tüketiciler tarafından açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Aleyhinize çıkan bu karara karşı yaptığınız itirazı görüşen mahkemenin kararı kesindir. Davacı olduğunuz taraf kendisini avukatla temsil ederse ve dava neticesinde siz bir kez daha haksız bulunursanız mahkeme karşı tarafa vekalet ücreti ödemenize hükmedecektir. Ancak bu mahkemeler, tüketicileri korumak için kurulmuş ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle bu mahkemelerden çoğunlukla tüketici lehine kararlar çıktığı görülmüştür.

Bu itiraz yolu, tüketici lehine çıkan kararlarda karşı tarafa da sunulmuştur. Neticede aleyhine karar çıkan ve bir yaptırıma zorlanan satıcı veya sağlayıcı da tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. Ancak yukarıda da değindiğim gibi bu itiraz tek başına tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Dava dilekçesinde talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Eğer talep edilmemişse veya edilmesine rağmen hakim ihtiyati tedbir kararı vermemişse tüketici tarafından ilamlı icra başlatılabilir. Buna rağmen bu teorik bilgi pratikte her zaman uygulama imkanı bulamıyor. Çünkü icra dairesi, süresinde itiraz edilmiş ve halihazırda bir davaya konu olan kararı bekletebiliyor. Bu nedenle mahkemeye taşınmış bir olayda herhangi bir sürprizle karşılaşmamak adına sizin de beklemeniz yerinde olabilir. Çünkü pek sık karşılaşmasak da bazı mahkemeler tüketici lehine olan heyet kararını bozmaktalar. Bu durumda, 6502 sayılı Kanun (madde 70, fıkra 6) gereğince, tüketici lehine verilen kararlara karşı açılan itiraz davalarında, mahkemece kararın iptali durumunda ne yazık ki tüketicinin vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmektedir.

İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticaret unvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerek onanır. Kısacası, evrak üzerinde incelemeyle karar verileceğinden bu davalarda duruşma yapılmaz. Yani bu davalara davalı sıfatıyla gidip katılmanız bile gerekmez.

Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Tüketici hakem heyeti kararına yapılan itiraz sonucunda verilen karar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine de gönderilir.

Bütün bu anlatılanlar çerçevesinde, lehinize verilen karar elinize geçtiği anda banka şubesine gidip kararın yerine getirilmesini isteyebilirsiniz. Bankanın genel merkez iletişim adresi başka bir şehirde ise postanın ulaşması muhtemelen uzun sürecektir. Bekleme sürenizi azaltmak adına banka memuruna sizin elinizdeki kararı genel merkeze faksla ulaştırmasını rica edebilirsiniz ya da her şeyin doğal seyrinde gitmesini bekleyebilirsiniz. Banka itiraz etmeden kararı yerine getirmeyi seçtiyse şubeye gelmeniz için size bir kısa mesaj (SMS) atacaktır. Bankada imzalayacağınız İbraname ile paranızı alacaksınız. Hakem heyeti, paranızın yasal faiziyle geri ödenmesine hükmetmişse bankacı, faizli ödemenin ancak birkaç gün sonra faiz hesaplanınca yapılabileceğini ama kabul ederseniz anaparayı hemen ödeyebileceğini söyleyebilir. Faizden vazgeçmek kaydıyla paranızı hemen alabilirsiniz veya birkaç gün sonra yasal faiziyle birlikte almayı seçebilirsiniz. Çünkü o anki ödemeyi alırken imzaladığınız ibraname sonucunda, kararla ilgili başka bir hakkınız ve alacağınız kalmadığını kabul etmiş olacaksınız. O yüzden bankadan bu belgenin bir fotokopisini almanızı tavsiye ederim. Bir yıllık aidatlar, meblağ düşük olduğu için genelde bu şekilde geri alınabilmektedir. Ancak aidatların on yıllık geri ödenmesine hükmedildiği durumlarda bankalar itiraz yoluna başvurmaktadır. Siz bu durumdan elinize bir tensip tutanağı ve ekinde dava dilekçesi geçtiğinde haberdar olabilirsiniz.

Birdenbire adliyeden gelen bir kağıtla karşı karşıya kaldığınızda ister istemez endişelenebilirsiniz. Hatta, "Nereden girdim bu işe! Bankalarla baş edilir mi hiç?" diyebilirsiniz. Sonrasında davayı kaybetme olasılığını düşünüp mahkeme masraflarını nasıl ödeyeceğinizi kara kara düşünmeye başlamış olabilirsiniz. Tensip tutanağında yazan süre içinde davaya cevap vermek isteyip ne yazacağınızı bilemiyor olabilirsiniz. Ancak hemen endişelenmeyin! Tüketici mahkemelerinin genellikle tüketici lehine kararlara imza attıklarını size tekrar hatırlatırım.

Bir sonraki yazımızda mahkemeden gelen tensip zaptı ile davacının dava dilekçesinden bahsedilecek; sizin cevap dilekçenizi nasıl yazmanız, dilekçenizde neleri belirtmeniz gerektiğine değinilecektir. Aşağıdaki linkten bu yazıya gidebilirsiniz.

16 Mar 2015

Bölüm 2: Tüketici Hakem Heyetine Başvuru


Bir önceki yazımızda bankaya başvurunun nasıl yapılacağı hususuna değinildi. Bu yazımızda ise tüketici hakem heyetine yapılacak başvuru ayrıntısıyla anlatılacak.

En son, bankadan bize bir yanıt gelmesi gerektiğinden bahsedilmişti. Bu vasıtayla banka kayıtlarından dekontlarımıza ulaşmıştık. Bunun beraberinde itirazdan vazgeçmeniz için gelen yazı belki sizi korkutmuş olabilir. Bankanın hakem heyetine vereceği savunmanın ve eğer intikal ederse mahkemeye sunacağı dava dilekçesinin de bu minvalde olacağını belirtelim. Yazılar ilerledikçe o aşamalar anlatılırken bankanın bu asılsız iddialarına karşı yanıtlarımızı sunacağımız için bu yazımızda onlara değinmeden geçeceğiz.

Tüketici Hakem Heyetlerinin görev alanlarına giren parasal sınırlar, her yıl yeniden çıkarılan Tebliğ uyarınca, o yılın 1 Ocak tarihinden itibaren geçerli olmak üzere;
a) İlçe tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, ... Türk Lirası,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, ... Türk Lirası ile ... Türk Lirası arası,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, ... Türk Lirası,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, ... Türk Lirası ile ... Türk Lirası arası şeklinde dört bent halinde belirlenir. Başvurmanız gereken heyet hakkında daha ayrıntılı açıklama için buraya tıklayabilirsiniz. Bu parasal sınırlar içindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinde dava açmadan önce hakem heyetlerine başvuru yapılması zorunludur. (Bu parasal sınırlar içindeki uyuşmazlıklarda doğrudan ilamsız icra yoluna başvurulup başvurulamayacağı hakkında buraya tıklayarak bilgi alabilirsiniz.)

Sizin bankadan iadesini talep edeceğiniz miktar hangi kategoriye giriyorsa onunla görevlendirilmiş heyete başvuracaksınız. Kredi kartlarının üyelik bedelleri, 10 yıllık dahi olsa, genellikle ilk bentteki (a bendindeki) değeri aşmadığından bu konuda ilçe hakem heyetlerinin yetkili olduğunu söyleyebiliriz. Birden fazla kart sahibi olmanız durumunda toplamda bankalardan ilk bentteki (a bendindeki) miktardan fazla alacağınız varsa bile, her bir banka için ayrı ayrı başvurmanız gerekeceğinden yine ilçe hakem heyetine başvurmalısınız. İlçe hakem heyetleri de genellikle kaymakamlık binalarında yer almaktadır. Siz de başvurmanız gereken hakem heyetinin tam adresini internet vasıtasıyla kolaylıkla bulabilirsiniz. (Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Soruları cevapladığımız yazı dizimize de buradan ulaşabilirsiniz.)

Bunun yanında yetkili heyet konusunda da kafanız karışabilir. Yani ikamet ettiğiniz ilçe ile banka şubesinin bulunduğu ilçe farklı olabilir ve hangi ilçenin hakem heyetine başvurmanız gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nde yer alan düzenleme uyarınca başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Burada belirtmeliyim ki bazı hakem heyetleri, bu konudaki açık haksızlığı görmezden gelerek tüketici aleyhine karar vermekteler. Bu kararların bir kısmı tüketici mahkemesinden dönmekte ise de bazıları mahkemenin onamasıyla karşılaşmaktadır. Böylelikle tüketiciler, kendi paralarını alamamış olmanın yanında bir de mahkeme masrafları ve avukatlık ücretini ödemek zorunda bırakılmaktadır. Bu konuya daha sonra ayrıntılı değineceğim için fazla girmiyorum ve sadece şunu vurguluyorum: Bu konudaki tutumlarını öğrenmek adına, başvurma hakkınız olan iki hakem heyetini de internetten araştırmalısınız. Eğer biri hakkında tüketicilerin aleyhine karar verdiklerine dair bir karar metni, bir tüketici yorumu veya bir tüketici derneği uyarısı bulursanız diğerine başvurursunuz. Her ikisi de tüketicilerin mağduriyetini gideren bir tutum içindeyse pratik olması açısından kendi ikamet ettiğiniz ilçenin heyetine başvurabilirsiniz. Unutmayınız ki aynı uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine başvurulamaz. Bir heyete aynı uyuşmazlıkla ilgili mükerrer başvuru da yapılamaz. Aksi takdirde banka bu duruma itiraz edebilir.

Nihayetinde başvuru aşamasına geçebilirsiniz. Başvuru, kendi iddialarınızın ve taleplerinizin yazılı olduğu dilekçenizin ve konuyla ilgili delillerinizin heyete teslim edilmesiyle yapılır. Dilekçe ve eklerinin iki nüsha olacak şekilde düzenlenerek heyete teslim edilmesi gerekmektedir. Heyete yapılacak başvurunun hiçbir aşamasında ücret ödenmez!

Geri almak istediğiniz aidatlarınız on yılı kapsıyorsa buradan indirebileceğiniz dilekçe; sadece bir yıllık aidat söz konusu ise şuradan indirebileceğiniz dilekçe doldurulmalıdır. Ancak siz kendi dilekçenizi de yazabilirsiniz. Örnekte verilen dilekçeleri mutlak kullanma zorunluluğu yoktur. Başvuru sahibinin adı, soyadı, T.C. Kimlik Numarası, adresi ve varsa diğer iletişim bilgileri, talebi ve uyuşmazlık değeri açıkça yazıldığı ve şikayet edilene ilişkin bilgilere yer verildiği sürece her türlü dilekçe kabul edilmektedir. Hatta heyet binalarında dahi başvuru dilekçeleri bulunabilmektedir.

Örnek dilekçeyi doldurmak isteyenler, indirdikten sonra (ve varsa üstte sarı çizgide yazan "Düzenlemeyi Etkinleştir." butonuna tıkladıktan sonra) şikayet eden ve şikayet edilen bölümlerinin tamamını doldurmalı; dilekçenin başına hakem heyetinin tam ismini, açıklamalar kısmının başına kredi kartı numarasını, varsa ekstre tarihi ile yapılan kesinti miktarını, son cümleye iadesini talep ettikleri bedeli yazmalıdırlar. Dilekçenin altına da yine kendi ad-soyad ve adreslerini yazarak imzalarını atmalıdırlar.

Heyetin ileriye yönelik tedbir kararı alması mümkün değildir ve heyetler sadece talebinizle bağlıdır. Yani yalnızca dilekçenizde belirtilen talebi kısmen veya tamamen kabul edebilir yahut da reddedebilirler. Bu nedenle dilekçenizde iade edilmesini istediğiniz miktarı açıkça yazmalısınız. Bunu kanıtlamak için ise kredi kartı üyelik bedeli alındığını gösterir ekstreyi veya çizelgeyi mutlaka dilekçenize eklemelisiniz. Ayrıca on yıl geriye dönük alacağınız varsa bu konudaki Yargıtay Kararını indirerek çıktısını almanız ve onu da eklemeniz gerekebilir. Bazı heyetler öncelikle bankaya başvuru yaptığınıza dair bir belge de isteyebiliyor. Bunun için bir önceki yazıda anlatıldığı üzere posta alındı belgesi, kargo teslimatı internet çıktısı veya faks gönderildi raporu gibi her türlü belgeyi ekleyebilirsiniz. Bazı heyetler ise dilekçe ekinde sadece ve sadece ekstreleri alıp diğer ekleri gereksiz buluyorlar.

Başvuru yaptıktan sonra yine bir bekleme aşaması geliyor. Ancak başvuru en geç altı ay içinde görüşülüp karara bağlanmış olmalıdır. Bu süre, mevzuata göre, başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak bir altı ay daha uzatılabilmektedir. Gerçekte ise bu sebeplerin yanı sıra heyetlerin yoğunluğu da kararların geç çıkmasına yol açmaktadır. Bu yoğunluk sebebiyle ne yazık ki, heyetlere giderek başvurusunun durumunu sorgulamak isteyen tüketicilere bilgi verilememektedir.

Hakem heyetleri; görev, yetki veya çalışma kapsamı dışında kalan başvuruları doğrudan ilgili kuruluşlara veya hakem heyetlerine intikal ettirmekle yükümlüdürler. Söz konusu süre içinde başvurunuz değerlendirildiğinde işleme alınması kararlaştırıldıysa şikayet ettiğiniz taraftan savunma yapması ve heyetin ihtiyaç duyduğu belgeleri göndermesi isteniyor. Yapılan görüşmenin ardından talebinize dair kabul veya ret kararı veriliyor, karar yazıldıktan sonra kararın alındığı tarihten itibaren on iş günü içinde taraflara yazılı olarak tebliğ ediliyor.

Bir sonraki yazımızda kararın niteliği, ne anlama geldiği ve tebliğinden sonra yapılması gerekenler anlatılacaktır. Yazıya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

______________________________________________________________________

BU BİR REKLAMDIR.
BU BİR REKLAMDIR.