İnternet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnternet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şub 2017

Bir Yargıtay Üyesinin Yargıyla İmtihanı

Yargıtay Üyesi Abdullah Yaman, bir GSM firmasıyla başından geçen dava sürecini mizahi bir dille kendi sosyal medya hesabından paylaştı.

Sürece dahil olan karakterlerden tutun da mahkemelerimizin mevcut vaziyetine kadar tam teşekküllü bir komedi filmi senaryosu olabilecek bu olay, yazıda da belirtildiği gibi Kemal Sunal'ın meşhur Davacı filmini hatırlatıyor.

Davacı Film Afişi (1986)

Aradan geçen onca yıla rağmen düzelmeyen hukuk uygulamamızdaki acziyetin kısa bir özeti sayılabilecek bu yazıyı, üzülerek söylüyorum ki kederli bir tebessümle okuyacaksınız! İşte o paylaşım:

     DAVACI
   
     AVEA, yeni adıyla Türk Telekom…
     Zamanında internet paketine abone olmuşum...
     Sözleşmeye yerleştirdikleri tuzak bir madde ile bir yılda ödemem gereken tutardan fazlasını bir aylık faturaya yansıtarak ödememi istediler…
   
     Haksız olduklarını bildiğim için muhtelif uyarılara rağmen ödemedim…
     Adamlar dosyayı avukata vererek icra takibi başlattı…
     Derhal itirazda bulunmam üzerine takip durdu…
     Ama AVEA'nın avukatı durmak nedir bilmiyor... İcra Memurunun e-imzasını temin ederek oradan arabama haciz koyduruyor… Yetmedi evime icra gönderiyor... Kapıcı mesleğimi söyleyip direnmese kimsenin bulunmadığı evin kapısını çilingir vasıtasıyla kırarak haciz yapacaklar…
   
     Olayı öğrenir öğrenmez avukatlarına ulaşmaya çalıştım… Mesleki sıfatımı bile söylememe rağmen karşıma kendisi değil, çırağı çıktı…
   
     Bekliyorum ki, özür dilerler, iş tatlıya bağlanır, diye…
     Ama ne gezer... Avukata ulaşmak ne mümkün…
   
     Baktım olmayacak avukat hakkında “duran takibe rağmen haciz başlattığı için” baroya disiplin duyurusunda bulundum…
   
     Ancak bir sürü caydırıcı sebep ileri süren Baro yetkilileri dilekçemi almak istemedi…
     Son çare, avukat ve İcra memurları hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunmak oldu… Nitekim hepsi yargılanıp ceza aldılar...
   
     Bu arada AVEA firması aleyhine de haksız haciz nedeniyle manevi tazminat davası açtım…
   
     AVEA vekili ne cevap verse iyi: “Benzer yanlışlıkları başka kişilere de yapıyoruz, davacı belli ki Yargıtay üyeliğinden dolayı kendini ayrıcalıklı zannedip mahkeme üzerinde vesayet kurup tazminat koparma derdinde” diyerek aklı sıra hakime mektup yazıyor...
   
     Bu cevabı, mizahtan başkası paklamaz diye herifin anlayacağı dilden mizahi bir karşı dilekçe yazıyorum... Ta ki, hakim de okuyup eğlensin... Ama ne gezer... Taraflardan etkilenmemek için dilekçe okumaktan sarfınazar eden bir hakime düşmüşüz...
   
     Nihayet ilk duruşmadayız... Kurum avukatı seri dosyaların davalısı olarak lakayt bir şekilde koltuğuna yayılmışken, ben askerlikte öğrendiğim "esas duruş" vaziyetinde ayakta bekliyorum...
   
     Hakim bana kimsin necisin diye diye bile sormadan tutanağa geçiyor: “davacı söz alarak dilekçemi aynen tekrar ediyorum, dosyanın bilirkişiye tevdii için gerekli masrafı ödemek üzere mehil istiyorum” diye...
   
     Hemen devreye girip; "hakim bey, bu dosyada bilirkişilik bir şey yok karşı taraf da eylemini zaten ikrar ediyor" dememe fırsat kalmadan tutanağı yazıcıdan çıkartmasıyla bize uzatması bir oluyor…
   
     Duruşmadan sonra vakit geçirmeden bir dilekçeyle mahkemeye başvurup gereksiz ara kararından vazgeçilmesini istiyorum. Heyhat kitap yazmaktan dilekçe okumaya fırsat bulamamış bir hakime düştüğümden dilekçeyi okumadan dosyaya havale ediyor...
   
     Müteakip duruşmada talebimle ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesini beklerken yine bana sormadan ve benim ağzımdan: "parayı denkleştiremediğim için bilirkişi masrafını yatıramadım, yeniden mehil verilsin” diyerek ikinci kez kesin mehil veriyor…
   
     Derhal araya girerek: “hakim bey bilirkişi benim ne kadar üzüldüğümü mü ölçecek, konuyu değerlendirecek olan mahkemenin bizatihi kendisidir. Kaldı ki celse arasında bu hususta size dilekçe bile verdim okuduysanız gerekçelerini orada yazmıştım" deyince, hukukçu olduğumu idrak ederek: Telaşla dosyayı üstün körü karıştırıp tamam icra dosyasını isteyelim diyerek daha önceden gelmiş dosyayı yeniden isteyerek zaman kazanıyor...
   
     Sözü uzatmayayım hakimle kavga edip basının diline düşmemek için üçüncü duruşmadan sonra kendimi vekil marifetiyle temsil ediyorum. Nihayet sonunda hakim dosyayı okumaya vakit bulmuş olsa gerek ki 5000 TL manevi tazminata karar vermiş…
   
     Daha fazlası AVEA yı iflasa götürebilir veya hakim maaşıyla geçinen bir insanı yoldan çıkarabilir diye 5000 TL yi münasip görmüş…
   
     AVEA yaptığı hukuksuzluğun bedelini bu kadar ucuza kapatınca derhal benimle temasa geçerek uzlaşma teklifinde bulundu… Ama bunca keyfiliğin firmaya ibretlik bir maliyeti olmalı ki bir daha aynı cesareti kendilerinde bulmasınlar diye kararı temyiz ettim.. Adamlar ise temyize cevap bile vermediler...
   
     Dosyayı inceleyen ilgili daire “tamam durduk yere bir Yargıtay Üyesinin evine haciz götürülüp konu komşuya rezil edilmesi yanlış olmuş ama miktardan bozma yaparsak meslektaşlarını kayırdılar şeklinde bir kanaat uyanır" endişesiyle tazminatı münasip görerek oyçokluğuyla onuyorlar... Karar düzeltme talebim de aynı tartışmalar neticesinde reddedilmiş...
   
     Bilin bakayım sonunda ne oldu… Yıllar süren cedelleşme neticesinde uyuşmazlık sona erdi derken aynı firma adı geçen faturayı yeni bir avukatlık bürosuna vererek tekrardan öde diye habire uyarı üzerine uyarı göndermekte...
   
     Adamlara kızamıyorum doğrusu... Olmayan bir borçtan dolayı duran takibe rağmen bir Yargıtay üyesinin evine çilingirle hacze gitmenin tarifesini öğrendiler... En fazla 5000 TL ödeyerek kurtuluyorsun...
   
     "Aman ha meslektaşını koruyorlar demesinler" saikiyle ters motivasyona savrulan "tarafsız" hakimlerimiz olduğu müddetçe bu GSM operatörleri tarafından daha çok öpülürüz...
   
     NOT: Yazı uzamasın diye oldukça özet geçtim... Ama beş yılı aşkın süredir devam eden bu vakıa neredeyse tam 6 ayrı dosyaya konu oldu... Sizlerden ricam bundan böyle Kemal Sunal'ın "DAVACI" filmini komedi niyetiyle değil, belgesel gözüyle izleyin... Valla eksiği var fazlası yok...
KAYNAK:  Bu yazı, aşağıda bağlantıları verilen internet sitelerinde de paylaşılmıştır.

27 Haz 2016

'Özgür İletişim' Vaadi ve Sonrasında Yaşananlar

Bugünlerde hemen hemen bütün sosyal mecralarda yayınlanmakta olan reklamlarından adeta zehirlendiğimiz "Turknet Özgür İletişim" İnternet Kampanyası, ilk bakışta son derece cazip bir teklif izlenimi veriyor. Ancak, Müşteri Hizmetleri personeliyle, internetteki başvuru formuyla, sözleşmesiyle, hizmet formuyla tam bir çelişkiler yumağı olan firmanın, tabiri caizse, dışı sizi içi bizi yakıyor. 

Gelin, öncelikle kampanyanın kapsamına şöyle bir bakalım: "Taahhütsüz abonelik + 150 GB AKN'li limitsiz ve hızlı internet + Her Yöne 1000 dk konuşma = Aylık 59,99 TL"


Vaat edilenler, görünüşe göre, ne kadar da cazip değil mi?

Binlerce kişi abonelik başlatma kararını sadece bunları göz önüne alarak veriyor. Ancak bunun ne kadar yanlış bir karar olduğunu çok geç de olsa anlıyor. Bu bahsedilen firmanın işleyişini ve kurumsal yapısını kısaca şöyle özetleyebiliriz: Hiçbir şubeleri yok. Tüm işlemleri internet üzerinden siz yapıyorsunuz. Sonra da bu evrakları çıktı alıp imzalayıp kargoyla "merkeze" gönderiyorsunuz. Gönderdiğiniz evrakları alınca onlar da icabına bakıyorlar. Yani gönderdikten sonra işiniz artık onların insafına kalıyor. Ne bir muhatap ne bir doğru bilgi...

Meseleyi somut şekilde en baştan anlatmak gerekirse,
Daha işlemlere başlamadan önce bilgi almak için aradığımız TurkNet Müşteri Hizmetlerine, Türk Telekom'da bulunan bir numaranın aboneliğini, TurkNet'e aktarmak ve de bu esnada aboneliğin başka bir kişiye devrini gerçekleştirmek istediğimizi açıkladığımızda, "Sizin yerinize hat geçiş ve abone değişikliği işlemini biz yapacağız. Siz uğraşmayacaksınız." denmişti. Biz de bu bilgiye dayanarak TurkNet'in sunduğu Özgür İletişim Kampanyası’na geçmek üzere https://turk.net internet adresindeki Abonelik Formunu doldurduk, sistem tarafından oluşturulan dosyayı indirerek çıktı alıp imzalayarak ve hattın yasal sahibine de imzalatarak (ikisinin ayrı ayrı Nüfus Cüzdanı Fotokopilerini de ekleyerek) kargoyla gönderdik, firmadan e-posta yoluyla evrakların ulaştığı ve işlemlere başlandığı teyidini aldık.

Bu olayların akabinde, iki hafta sonra arayarak eksik evrak olduğu bilgisini ilettiler. Eksiklikle ilgili olarak da belgelerden birine ad-soyad yazılmadan yalnızca imza atılması olduğu söylendi. Öncelikle, tüm evraklar, abonelik formuna girilen bilgilerin sistem tarafından doldurulması ile oluşturulmuş olup eksik evrak gönderilmesi zaten mümkün değildir. Ad-soyadın yazılmaması konusunda da ("Abonenin İşletmeci Değiştirmesi için Talep Formu"nda da görüleceği üzere) belgede yalnızca İMZA bölümü mevcut olup ad-soyad bölümü yukarıda sistem tarafından otomatik olarak doldurulmaktadır. Eğer imza ile birlikte el yazısıyla ad-soyad yazılması da gerekli ise bunun kurum tarafından belgede açıklıkla “AD SOYAD – İMZA” şeklinde belirtilmesi gerekmekteydi. (Nitekim asıl sözleşmenin sonunda açıkça hem imza atılacağı hem de ad-soyad yazılacağı belirtildiği halde talep formunda belirtilmemiş olması kafa karıştıran noktaların en başında geliyor.)

Bunun sonucunda eksikliğin tamamlanması için yapılması gerekenleri bildirmeleri lazımdı. Çalışma saatlerinde bize ulaşmaları zor olduğu için daha uygun saatler kendilerine bildirildiği halde, her nedense, 7/24 çalıştığına dair reklam yapan TurkNet Müşteri Hizmetleri, özellikle iş saatlerinde ulaşmaya çalıştı. Ayrıca başka önemsiz (reklam, anket vs.) bildirimleri e-posta yoluyla yapmalarına rağmen, bu kadar önemli bir şeyle ilgili ise hiçbir bilgi e-postası göndermediler. Biz onları telefonla aradığımızda ise görevliler, "Yetkili arkadaşımız sizi yarın dediğiniz saatte arayacak. Ben notunuzu aldım." diyerek bilgi vermekten kaçınmış, ertesi gün ise o saatte arayan soran olmamıştır.

Nihayetinde birkaç hafta sonra ulaştıklarında ise hayret verici bir şekilde, önceden dediklerinin aksine, evraklarımızın tam olduğu belirtilerek bu sefer de başvuruyu yanlış yapmış olduğumuz söylendi. Arayan kişi tarafından, başvuruyu hattın yasal sahibinin yapması gerektiği ifade edildi. Hâlbuki aboneliği başlatmadan defalarca aradığımız firma bize böyle bilgi vermemişti. Bundan da öte, internet sitesindeki başvuru formunda [eğer bu link çalışmazsa şuradaki 3. sayfadan da inceleyebilirsiniz] zaten seçilebilir kutucuk şeklinde "Hattın yasal sahibi değilim." bölümü bulunmakta ve tıklayınca açılan pencerede yasal sahibe ait bilgilerin girilmesi istenmektedir. Bu girilen bilgiler neticesinde de abonelik evrakları oluşturulmaktadır. Hatta ve hatta bu abonelik evraklarından "Özgür İletişim Hizmet Formu"nda ve "Özgür İletişim Abonelik Sözleşmesi"nin son sayfasında "ABONE" ve "TELEFON HATTI SAHİBİ" ayrı ayrı belirtilerek her ikisinden de taahhüt, ad-soyad ve imza istenmektedir. Zaten dikkat edilirse, "Hizmet Formu"nda adların ve soyadların dahi otomatik olarak doldurulması için sisteme kod tanımlanmış olduğu görülecektir. Dolayısıyla, yanlış bir başvuru söz konusu değildir. Eğer dedikleri gibi başvuruyu sadece hattın yasal sahibi yapabiliyor ise başvuru formu ve diğer evraklardaki bu çelişkili ayrım nasıl izah edilebilir? Hem "Abone" sıfatıyla devralanın, hem de "Hat Sahibi" sıfatıyla devredenin imzası, talebi, kimlik fotokopisi kuruma ulaştırılmıştır. Yani eksik evrak da söz konusu değildir, söz konusu olsa bile yukarıda izah edildiği üzere asla bizden kaynaklanmamaktadır.

İşte bu bakımdan maddi külfetin bize yüklenmemesi gerektiğini açıklayarak, "Başvuru yanlışsa tekrardan başlatalım, eksik evrak varsa tamamlayalım. Ancak kargoyu size alıcı ödemeli gönderelim." şeklinde taleplerimizi ilettik. Problemin kurumdan kaynaklandığı bu kadar açıkken, bizi mağdur etmeyecek bir çözüm üretmek yerine taleplerimizi reddettiler.

Bunun yanında, abonelik evrakları arasında, TurkNet'i yazılı olarak açıkça "Türk Telekom aboneliğimize ilişkin sözleşmelerinin iptaline/feshine yönelik işlemlerin şahsım adına yürütülmesi" konusunda yetkilendiren bir belge olduğu halde işlemler geciktirilmiş, aboneliğimiz vaktinde sonlandırılmadığı için de Türk Telekom tarafından, sözleşme süremiz dolduğu gerekçesiyle taahhütsüz tarife üzerinden yüksek bir fatura kesilmiştir. Yani yükümlülüklerini tamamen kendi kusuruyla yerine getirmeyen TurkNet, sözleşme kurulacağı vaadiyle yaptığımız masrafların yanı sıra bir de ekstra maddi zarara sebep olmuştur.

Netice itibariyle, hem geç haber vererek hem de birbirinden farklı iki bahane ileri sürerek aboneliği başlatmayan, oyalayan, hiçbir çözüm de sunmayan TurkNet Müşteri Hizmetleri bununla da kalmamış, sorun bizden kaynaklanmadığı halde bizi suçlayıcı tavır takınmış, ayrıca kendilerinin sanki hiç bilgi verme yükümlülükleri yokmuş gibi, "İşlemleri takip etmek müşterilerin yükümlülüğüdür. Siz arayıp ilgilenmelisiniz." demiştir.

Bütün bu konuşmalardaki beyanlar ve yanıtlar, TurkNet Müşteri Hizmetleri tarafından zaten kayıt altındadır.

Bir müddet daha "Arkadaşlarımız size geri dönecek!" vaadiyle süren bu oyalama taktiklerinden usanarak başvurumuzu sonlandırmak durumunda kaldık.

Kısacası, kurumun kendi Müşteri Hizmetlerinin verdiği bilgi doğrultusunda, kendi resmî internet sitelerinde bulunan formda yer alan "Hattın yasal sahibi değilim." seçeneğini kullanmak suretiyle doldurulan bilgiler neticesinde kendi sistemleri tarafından oluşturulan evraklarda, hem "Abone" hem "Telefon Hattı Sahibi" şeklinde olmak üzere ayrı ayrı iki adet imza yeri olduğu halde ve usulüne uygun doldurulup gönderildiği halde, TurkNet adlı firma, tüm masraf ve giderleri üzerimize yıkarak bizi başvuruyu sonlandırmak zorunda bırakmıştır.

Henüz hizmet dahi vermeden sebep oldukları zararımızı karşılamak şöyle dursun, son derece lakayıt bir tavırla, gönderdiğimiz evrakları bile iade etmeyeceklerini, yasal hak arama yollarının açık olduğunu söylediler. Halbuki göndermiş olduğumuz evrakların, özellikle nüfus cüzdanı fotokopilerinin, objektif olarak sorumsuzluğu açık olan bu firmada kalmamasını istemekten daha doğal bir şey olamaz! Üstelik başvuru esnasında mecburen verdiğiniz kredi kartı bilgilerinizin de onların elinde olması insanı daha da korkutuyor!

Sonuç olarak, sorumsuzca geç haber vermelerinin yanında anlaşılmaz şekilde yapılan açıklamalar ve hepsinden de önemlisi beyanlarıyla evraklar ve formlar arasında kafa karıştırıcı biçimde çelişkiler, "… bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır." şeklindeki emredici kanun maddesi uyarınca şahsım lehine yorumlanmalı idi. Çünkü aksi halde tüm kurumlar sözleşmelerine birtakım muğlak ifadeler koyarak ve bunları kendi lehlerine yorumlayarak haksız menfaat elde ederler. Burada kanun koyucu, sözleşme hazırlayanlara açık ve net olmalarını emretmiş, olmazlarsa da aleyhlerine yorum şeklinde bir yaptırımla karşılaşacaklarını öngörmüştür. Yukarıda linkler de verilerek detaylıca açıklandığı üzere kurum, sözleşme ve formlarını, bu kanun hükmünün aksine, açık ve net hazırlamamış, yorumunu da kendi personelinin keyfiyetine bırakmıştır.

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki bir kurumun şubesi yoksa sizin zaten reelde de bir muhatabınız bulunmamış oluyor. Bu durumda sorununuz telefonda çözülmeyince -ki genellikle çözülmez- nereye başvuracaksınız? Aslında telefonda net ve müşteri odaklı bir hizmet verseler şubelerinin olmaması hiçbir sorun yaratmaz. Ancak, bugün "A" dediklerine yarın "B" derlerse; işleminizi canları istediğinde yapıp istemediğinde yapmazlarsa; saat verip o saatte aramazlarsa; aradıklarında da problem çözme kabiliyetleri sıfır olursa, maalesef ki devasa bir sorun yaratıyor. Siz hem nakden hem de vakten zararınızla ortada kalıyorsunuz ve hiçbir muhatap da bulamıyorsunuz.

NOT: Bu yazı, kişisel tecrübelerin birebir metne aktarılmasından ibaret olup hiçbir kişi veya kurumu doğrudan kötüleme, karalama, hedef alma amacı taşımamaktadır.

7 Mar 2016

Soru 3: Heyete Nasıl Başvuracağım?

Hakem Heyetlerine sözlü başvuru kabul edilmemektedir. Heyete başvurmak için temel olarak iki yöntem düzenlenmiştir: Islak İmzalı Başvuru veya Elektronik Ortamda Başvuru. 

Önceleri elektronik ortamda başvurunun son derece zor olması ve ağır şartlar taşıması sebebiyle en sık kullanılan yöntem ıslak imzalı başvuru olmuştur. Buna göre başvuru, uyuşmazlık konusunun bir dilekçeyle açıklanması ve varsa delil sayılacak belgelerin de bu dilekçeye eklenerek tüketici hakem heyetine verilmesiyle yapılır.
Banka Dosya Masraflarının iadesinde, bankadan alınan dekont, hesap dökümü, vb. belgelerin; Ayıplı Mal / Hizmet söz konusu olduğunda ise, fatura, servis fişi, sözleşme, vb. belgelerin dilekçeye eklenerek başvuru yapılması gerekmektedir. Banka kredilerinden kesilen masrafların dekontlarını saklamadıysanız, kredi çektiğiniz bankanın genel müdürlüğünden veya herhangi bir şubesinden dekontlarınızı ya da hesap hareket dökümlerinizi talep edebilirsiniz. Bankalar kanunen bu evrakları size vermek zorundadır.
Başvuru dilekçesini kendiniz yazabilirsiniz, ancak yazmak istemezseniz heyetlerde de bulabileceğiniz başvuru formunu kullanarak dahi başvurmanız mümkündür. Söz konusu başvuru formuna buraya tıklayarak da ulaşabilirsiniz.
Eğer başvuru formunu kullanmadan, dilekçeyi kendiniz yazıp götürecekseniz başvurunun geçerli olabilmesi için şunları mutlaka belirtmelisiniz:
  1. Başvuru sahibinin adı - soyadı, T.C. Kimlik Numarası, adresi ve varsa diğer iletişim bilgileri,
  2. Uyuşmazlık değeri (TL cinsinden belirtilmeli*)
  3. Heyetten talep edilenler 
  4. Şikayet edilene ilişkin bilgiler
İkinci olarak, elektronik ortamda yani internet üzerinden de heyete başvuru imkanı tanınmıştır. Bu yöntemde başvuruların e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) ile yapılması zorunludur. Burada başvurunun geçerli olabilmesi için uyuşmazlıkla ilgili başvuru formunun eksiksiz olarak doldurulması ve varsa bilgi ve belgelerin sisteme yüklenmiş olması gerekir.

NOT: Yapılan değişiklikle birlikte, elektronik ortamdaki başvuruların güvenli elektronik imza veya mobil imza ile imzalanmış olma zorunluluğu KALDIRILMIŞTIR! Bu sayılan imza yöntemleri, özellikli ve masraflı yöntemler olduğundan bunların kaldırılmasıyla heyete başvuru önemli ölçüde kolaylaşmıştır. Zira önceki düzenlemeye göre eğer e-imza veya mobil imza kullanmıyorsanız, internetten başvurmuş olsanız bile yine sistem tarafından oluşturulan formu çıktı alıp ıslak imzayla imzalayarak heyete ulaştırmanız gerekmekteydi, aksi halde başvurunuz işleme alınmıyordu. İşte bu nedenle elektronik başvuru yöntemi pek tercih edilmeyen bir yöntemdi. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şudur; artık e-Devlet şifresiyle yapılan başvuru YETERLİ olup bu ortamda yapılan başvuru, sistem üzerinden doğrudan Tüketici Hakem Heyetine düşmektedir.

Son olarak belirtmek gerekir ki aynı konuyla ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine başvuramazsınız! Yine aynı konuyla ilgili olarak aynı heyete de birden çok başvuru yapamazsınız! Aksi takdirde karşı taraf buna itiraz edebilir; ayrıca heyet de bunu fark edip gereğini kendiliğinden yapabilir.

Ayrıca, unutmayın ki tüketicilerin yapacağı başvurulardan hiçbir surette ücret alınmaz!


* Uyuşmazlık değeri şayet döviz cinsinden belirtilmiş ise söz konusu bu değer başvuru tarihindeki TCMB efektif döviz satış kuru esas alınarak TL'ye çevrilir.


______________________________________________________________________

BU BİR REKLAMDIR.
BU BİR REKLAMDIR.