29 Şub 2016

Soru 2: Hangi Heyete Başvurmalıyım?

Bu soru, heyetin görev ve yetki sınırına ilişkindir.
Görev, heyetin hangi parasal sınıra kadarki uyuşmazlıklara bakabileceğini;
Yetki, heyetin hangi yerdeki uyuşmazlıklara bakabileceğini ifade eder.

Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu VEYA tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Burada heyeti seçme hakkı tüketiciye bırakılmıştır. Tüketiciler, yetkili sayılan iki yerden istediğine başvuru yapabilir.

Bakanlık, illerde ve belli şartları taşıyan ilçelerde hakem heyetleri oluşturmaya yetkilidir. Bu oluşturulan heyetlerden il tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem heyetleri ilçe sınırları içinde yetkili kılınmıştır.

Şartları taşımadığı için tüketici hakem heyeti kurulmamış olan ilçelerde ise Bakanlık tarafından o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyeti yetkilidir. Bu durumda tüketiciler, o ilçe kaymakamlığına başvuru yapabilir. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlığın belirlediği yetkili tüketici hakem heyetine intikal ettirilir.

Hakem heyetleri genellikle Kaymakamlık ve Valilik binalarında bulunmaktadır. Buradaki bağlantıyı kullanarak il il bütün hakem heyetlerinin adres ve telefonlarına ulaşabilirsiniz.

Heyetin hangi parasal sınıra kadar olan uyuşmazlıklara bakabileceğini ifade eden görev hususu ise mevzuatta biraz karışık düzenlenmiştir. Bu, bir önceki soruya verdiğimiz yanıtla da alakalıdır. (Lütfen o cevaba da bakınız.) Orada da belirttiğimiz gibi parasal sınırlar her yıl değişmektedir. Yönetmelikte ve her yıl parasal sınırları yeniden belirlemek üzere çıkarılan tebliğlerde, 4 bent halinde (a, b, c ve ç bentlerinde) düzenleme yapılmaktadır. Buna göre öncelikle başvuru yapmak istediğiniz ilin 'büyükşehir' statüsünde olup olmadığını belirlemeniz gerekmektedir.

Eğer büyükşehir ise,
(a) bendinde düzenlenen sınırın altında ise ilçe tüketici hakem heyetine başvuracaksınız.
(b) bendinde düzenlenen sınırlar arasındaysa il tüketici hakem heyetine başvuracaksınız. Buradaki üst sınırın yukarısında ise heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.

Eğer büyükşehir değilse,
İlin merkezindeyseniz, (c) bendinde yer alan sınırın altındaki tüm uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetine başvurabilirsiniz. Bu bentte belirlenen sınır, heyete başvurunun üst sınırıdır. Bu nedenle aşan miktarlarda heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.
İle bağlı ilçedeyseniz, (ç) bendindeki sınırlar arasındaysa il tüketici hakem heyetine başvurabilirsiniz. Bu bentteki küçük sınırın altındaysa (a) bendi gereğince ilçe tüketici hakem heyetine başvurmalısınız. Bu bentteki büyük sınırın üstündeyse heyete değil, tüketici mahkemesine başvurmalısınız.

Son olarak şunu da belirtmek gerekirse, Heyetler görev ve yetki alanına giren başvuruları, gerekeni yapmak üzere kabul etmek zorundadır. Görev ve yetki alanı dışında kalan başvuruları ise, tüketicinin başvuru yapabileceği yerleri de belirterek başvuru sahibine iade ederler. Siz de daha sonra iade kararında belirtilen yerlere başvuru yapabilirsiniz. Bu durumda, ilkinde yanlış başvuru yaptığınız için elbette süreç biraz uzamış olur.


22 Şub 2016

Soru 1: Hakem Heyetine Başvurmak Zorunlu Mu?

Bu sorunun asıl cevabı doğrudan doğruya sizin uyuşmazlığınıza konu olan değerle alakalıdır. Çünkü belli bir miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hemen mahkemeye gidemezsiniz! (Bu uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurmadan icra takibi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili ayrıntılı cevap ve açıklama için tıklayınız.)
İşte bu durumda sizin için, heyete başvuru zorunlu hale gelir.

Altında kalan miktarlar için heyete başvurunun zorunlu olduğu sınır, her yılın sonunda, yeni yılın başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden belirlenir. Dolayısıyla görevli heyetin tespitinde başvuru tarihindeki parasal sınırlar dikkate alınır. Yani başvuru hangi yıl yapılacaksa o yıl için çıkarılmış tebliğe bakılmalıdır. Bu yıl için başvurularda uygulanacak sınırları sitemizdeki "mevzuat" başlığı altından "teğliğler" altbaşlığına tıklayarak buradan öğrenebilirsiniz.

Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için kural olarak heyete başvuru yapılamaz. Ancak eğer başvurunuz, tek bir uyuşmazlıkla ilgiliyse sınırları aşan kısımdan feragat ederek tüketici hakem heyetine müracaat edebilirsiniz. Unutmayın ki bu durumda, parasal sınırları aşan kısım için tekrar tüketici hakem heyetine başvuru yapılamaz!

Bunun dışında, tüketiciler, arabulucu, ombudsman ve nadiren de tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine de kendi mevzuatlarına göre başvuru yapabilirler.


15 Şub 2016

Konu: Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Herkes, bir gün bir şekilde haksızlığa uğrayabilir. Bu bakımdan Tüketici Hakem Heyetleri, hepimizin çok iyi bilmesi gereken bir konu. Ne var ki buna ilişkin doğru bilgiler kanun, yönetmelik gibi hukuki metinlerde geçiyor. Dolayısıyla da tüketiciler tarafından pek okunmuyor.

Biz de bu yazı dizisiyle birlikte herkesin aklına takılan soruları mevzattan referanslar vererek yanıtlamaya çalışacağız. Bu yolla tüketiciler kafalarına takılan soruların en azından bir kısmının cevabına kolaylıkla ulaşabilecekler.
Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Aşağıdaki listeden cevabını öğrenmek istediğiniz soruya tıkladığınızda cevap sayfasına yönlendirileceksiniz. Bu konuyla ilgili olarak yeni bir soru-cevap hazırladığımızda da yine aşağıdaki listeye ekleyerek tamamına toplu bir şekilde ulaşmanıza imkan sağlayacağız.

Son olarak, burada cevabını bulamadığınız bir konu olduğunda sitemizdeki "Mevzuat Dizini"ni kullanarak mevzuat üzerinden araştırma yapabileceğinizi de hatırlatmak isteriz.

------------------------------------SON------------------------------------

14 Eyl 2015

Konu: Dolandırıcılık Mağduru Olmayın!

Dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde düzenlenmiş malvarlığına yönelik bir suçtur. Bu suçun temelinde hileli davranışlar vardır. Ancak bir hileli davranışın dolandırıcılık suçu teşkil etmesi için ortaya bir zararın çıkması ve bu zarardan biri veya birilerinin yararlanması gerekmektedir. Bununla beraber kişinin dolandırıldığının ispatlanabilir nitelikte olması da önem taşımaktadır.

Günümüzde teknolojik imkanların çok ilerlemesi yüzünden dolandırıcılık yöntemleri de artmıştır. Telefon, internet gibi kitle iletişim araçları maalesef kötü niyetli kişilerce sıklıkla kullanılmaktadır. Bizim sitemiz de bir tüketici platformu olduğundan bu çok kapsamlı suçun ancak tüketicileri ilgilendiren bir iki noktasına değinebileceğiz.

Birkaç yıldır insanların, "Yıllardır ödediğiniz kredi kartı aidatlarını ve kullandığınız tüketici kredisi kesintilerini geri alıyoruz!" diyen dolandırıcılar tarafından arandıkları sıkça duyuluyor. Bazı kötü niyetli kişiler bu amaçla internet sitesi bile kurmuş durumdalar. İnsanların kendi haklarını ararken bile dolandırılması hiç şüphesiz çok vicdansızca bir harekettir! Tüketiciler tüm hak arama işlemlerini aracısız ve ücretsiz bir şekilde kendi kendilerine yapabileceklerini bilmiyor olabilirler. Bu işlemler onlara çok karışık ve takip edilemez geliyor olabilir. Ancak bu konuda tüketicilere yol gösteren birçok dernek ve birlik var. Biz de siteyi kurarken üzerimize düşen sorumluluk gereği ilk olarak bu alana yöneldik ve tüketicilere bu konuyu adım adım açıkladık. O yazımıza şuradan ulaşabilirsiniz.

Elbette ki tüketici hakem heyetlerinde taraflar, avukatla da temsil edilebilir. Ancak tarafların avukatla temsil edilmesi durumunda, tüketici hakem heyetleri tarafından lehine karar verilen tarafın avukatına vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmez. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.70/1'de de bu husus düzenlenmiştir. İşte bu konudaki dolandırıcılığın ortaya çıkışı da buradan olmuştur. Avukatların vekalet ücretine hükmedilemiyor olması nedeniyle pek dahil olmadığı tüketici hakem heyeti sürecine bazı kişiler danışmanlık sıfatıyla dahil olmuşlardır. Halbuki bu alan da yine avukatlara özgü bir alandır. Avukatların sıkça müdahil olmaması bu resmi durumu hukuken ortadan kaldırmaz. Danışmanlık şirketi maskesi altında komisyonculuk yapan bu şirketlerin durumu son zamanlarda Yargıtay'a da taşınmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2015/219, K.2015/4572 numaralı kararında,
Türk hukuk sisteminde hukuki konular itibariyle danışmanlık şirketlerinin kurulmasına olanak bulunmadığı, bu kapsamdaki işlerin avukatlara özgülendiği, davalı şirkete ait internet sitesinde süreç tamamlandığında ne kadar ücret ödeneceği veya tazminattan bu ücretin mahsup edilip edilmeyeceğinin belirsiz ve 3. kişileri yanıltıcı nitelikte olduğu ...
belirtilerek konuya açıklık getirilmiştir. Kısacası, avukatların çalışma alanına giren hukuki konularda her ne adla olursa olsun danışmanlık şirketi kurulamaz. Özellikle son zamanlarda mantardan hızlı türeyen bu şirketler umarım bu karardan sonra birer birer yok olacaklardır. Çünkü danışmanlık hizmeti verdiğini iddia eden şirketlerin büyük kısmı dolandırıcılık yapmaktadır. Özellikle hakem heyetleri konusunda danışmanlık yaptığını iddia eden kişilere itibar edilmemelidir. Nitekim Yargıtay'ın son kararıyla birlikte bu şirketlerin kuruluşunun bile hukuka aykırı olduğu açıkça tespit edilmiştir.

Sizin telefonunuzla size zarar vermelerine izin vermeyin!

Bu şirketlerce mağdur edilen vatandaşlarımızın sayısı korkunç boyutlara ulaşmıştır. İşin üzücü tarafı suçluların hak ettikleri cezaya çarptırılmamasıdır. Burada sizlerle paylaştığım örnekte durumu daha net göreceksiniz. Aşağıda müşteki ifade tutanağından bir bölümü aktarıyoruz:
... numarasından arayan bayan bir şahıs, "Ben ... danışmanlık şirketinden arıyorum, bankalardan kullanılan kredilerdeki kesintilerin yasal yollarla iadesi için danışmanlık hizmeti veriyoruz, sizin de ev kredisi kullandığınızı sistemden görüyoruz, rakama göre 1400 lira civarındaki bir parayı geri alabileceksiniz." diye bana taahhütte bulunması üzerine ne yapmam gerektiğini sordum, "Biz size gerekli evrakları kargo ile göndereceğiz, işlem için herhangi bir para ödemeyeceksiniz ancak gelen evrakları doldurup bulunduğunuz il veya ilçedeki tüketici hakları hakem heyetine vereceksiniz. Eğer siz 1400 lira parayı geri alabilirseniz bunun içinden 100 lirasını hizmet bedeli olarak alacağız." dedi. "Tamam," dedim ve "ne yapayım?" dediğimde "Evrakların size gönderilmesini kabul ediyorsanız iki kez EVET yazıp ...'e mesaj gönderin." demesi üzerine inandım ve bu numaraya iki tane mesaj gönderdim. Sonrasında ise telefonuma gelen mesajı gördüm ve okuduğumda ...'den gelen iki adet, "... web sitesinden 50 tl karşılığı ürün/hizmet satın alma işleminiz başarı ile gerçekleşmiştir tel: ..." içerikli (müştekinin rızası ile teslim alınan ... markalı cep telefonun gelen mesajlar bölümünde görülmüştür) mesajları görmem üzerine dolandırıldığımı anladım çünkü bana taahhüt edilen bu değildi, ödeme işlem sonrası eğer başarılı olunur ve iade edilen miktar olursa onun içinden kesilmesi suretiyle olacaktı. Ben de ...(operatör) müşteri hizmetlerini aradım ve durumu izah ederek sorduğumda kendilerinin bu durumda yapabilecekleri bir şey olmadığını, bu konudan dolayı davacı olmam gerektiğini söylediler. Bunun üzerine yine ... nolu telefonu birçok kez aradım ancak kimse açmadı ve sürekli olarak ulaşılamıyor diye uyarı verdi. Beni 100 lira dolandıran suçun faillerinin tespiti halinde davacı ve şikayetçiyim.
Olayda da gördüğünüz gibi danışmanlık kisvesi altında öyle profesyonelce yapıyorlar ki bu dolandırıcılığı, tüketiciye adlî şikayetten başka yol kalmıyor. Ancak adli makamlar da bu olaya pek bir şey yapamıyorlar. Aşağıda aynı olayla ilgili savcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın (diğer bir deyişle takipsizlik kararının) bir bölümünü okuyabilirsiniz:
... müştekinin anlatımı dışında karşıdaki şahsın müştekiye ne dediğinin anlaşılamayacağı, müştekinin rızası ile iki kez ...'e EVET dediğinin kesinleştiği, müştekiye denilen taahhüdün sadece müştekinin beyanı ile tespit edildiği, ... Danışmanlık ile müşteki arasındaki konuşmanın bilinemeyeceğinden, olay hakkında müştekinin dolandırıldığına dair şüpheden uzak delil yokluğu nedeni ile olay hakkında takibata mahal olmadığına ... karar verildi.
Bu bölüm savcılık kararının gerekçesinin açıklandığı bölümdür ve dolandırıcıların nasıl profesyonelce hareket ettiğinin kanıtıdır. Mağdura hiçbir ispat yolu bırakmamış durumdalar. Bu durumda tüketiciye büyük iş düşüyor. Tüketiciler kendilerine ne söylenirse söylensin danışmanlık yapacağını iddia eden bu kişilere itibar etmemeliler. Böylece kişiler önceden ödedikleri paraları geri almak isterken boşu boşuna paralarını kaptırmış olmasınlar. Yukarıdaki olayda meblağ çok yüksek değil ancak dolandırıcılar mağdurun elini kolunu bağlayan yöntemlerle daha yüksek meblağlar da elde edebilirler. Bunun yanında küçük miktarlarla bile olsa birçok kişiyi dolandıran bu kişilerin suç vasıtasıyla kazandıkları paranın miktarını düşünebiliyor musunuz? Ancak netice itibariyle mağdurun cebinden çıkan miktar, suçun oluşmasında etkili değildir. Hileli yollarla ortaya çıkardıkları zarardan menfaat elde eden kişiler mevcuttur. O halde bu olayda suç oluşmuştur ancak ispat sıkıntısı yaşanmıştır.

Bunların yanında tüketicilere yönelik dolandırıcılığın bir çeşidi de kapı kapı dolaşarak yapılmaktadır. Bu yöntemle ürünler, ederinin iki üç katına satılabilmektedir. İnsanlar uzun taksit vaatleri, iade ve memnuniyet garantisi ile kandırılmaktadır. Aşağıda bu konudan mağdur olan kişilerden birinin iznini alarak paylaştığım ifadelerini okuyabilirsiniz:
Annem 1 ...'ta kapılara gelen pazarlamacılardan birini eve almış. Pazarlamacı çeşitli taktikler uygulayarak anneme piyasada 50 liraya dahi bulunabilen sağlık kemeri (tam adıyla: ... sağlık kemeri) ve bir adet ağrıları yok edici tens cihazı almış. (markaları: ..., internet sitesi: ...). Bu ikisine 300 liralık fatura imzalamış, her ay gelip taksidin birini alacaklarmış ama satıcı bayanın dediği gibi olmadı. Annemin ağrıları hiç kesilmedi. Ayın yirmi beşinde taksidi almaya gelen adama memnun olmadığını ve ürünün faydalı olmadığını bildirmiş ama satıcı gülerek "Olur mu öyle şey teyze! Sen almışsın bir kere. Satılan mal geri alınmaz! Eğer kablosunda bir şey varsa ancak onu tamir ederiz." demiş. Annem de "Paramız boşa gitti. Ürün hiç de dedikleri gibi çıkmadı. Boşu boşuna aldık. Hem de çok pahalıya aldık. İyileşeceğiz sandık." gibi laflar söylüyor. Bunun bir çaresi yok mu? 100 liralık ürünü 300 liraya almamızın yanı sıra biz bu üründen hiç memnun değiliz. Açıkçası çok zor durumdayız. Bu devirde 300 lira da az bir para değil.
Okuduğunuz üzere ürünleri satarken kullanılan tatlı dil, sonrasında kayboluyor. Hatta böyle durumlarda genellikle satan kişilerle para toplayan kişiler farklı oluyor. Satış esnasında verdikleri ve her zaman ulaşılabileceği taahhüdünü verdikleri telefon numaralarına da daha sonra ulaşılamıyor. Bu konuda tüketicilere önemle belirtiyoruz ki kapılara gelen satıcılardan hiçbir şey almamalılar. İhtiyaç duydukları ürünleri yetkili bayilerden mutlaka garanti belgesini imzalatarak almalılar. Yarın öbür gün ürünle ilgili bir problem olduğunda muhatap bulamama ihtimaliniz olan hiçbir yerden alışveriş yapmayınız!

Gerek teknolojik imkanların kullanılması ile yapılan gerekse eski usûlde klasik yöntemlerle yapılan dolandırıcılık faaliyetleri her geçen gün artıyor. Bu konuda görev adli makamlara düştüğü kadar tüketiciye de düşüyor.
Herkes haklarının bilincinde olmak zorunda!
Herkes vereceği kararı iki kez düşünmek zorunda!
Herkes güvenilir kişilerden alışveriş yapmak zorunda!
Herkes kötü niyetli kişilerden daha uyanık olmak zorunda!

------------------------------------SON------------------------------------

17 Ağu 2015

Bölüm 7: Kredi Kartı Aidatları Hakkındaki Yazılarımızı Bitirirken...

Bundan önceki yazımızda kart bedelleri hakkında Yargıtay'ın görüşünü öğrenmeye çalıştık. Ancak görüldüğü üzere Yargıtay, henüz bu konuda net bir karar verebilmiş değil! Yılda farklı farklı görüşleri savunduğu çeşitli kararlara imza atarak her iki tarafa da tabiri caizse göz kırpıyor Yargıtay. Maalesef bankaları cesaretlendiren de işte bu durum!

Aslına bakılırsa Yargıtay'ın net bir görüş bildirmemesinin bir sebebi de kanun koyucu otoritenin konuyla ilgili açık düzenleme yapmamasıdır. Bankaların sundukları kredi kartı hizmetleri hakkında tüketiciyi koruyan açık bir yasal düzenlemeye acil ihtiyaç var.

Ancak yine de mevcut hukuki göstergeler, bankaların herhangi bir ad altında kredi kartı ücreti almasına engel teşkil ediyor. Neticede bankaların müşteriden tahsil edebilecekleri ücretler kalem kalem bellidir. Yâni böyle bir bedele açıkça yasal dayanak verilmediyse o para müşteriden hiçbir surette alınmamalıdır. Umarım Yargıtay bir daha bankaların müşteri aleyhinde kullanabilecekleri hiçbir karara imza atmaz ve böylece tüketiciyi sömürenlerin eline bir koz vermiş olmaz.

Bankalar da, oksimoron bir ifadeyle açıklamak gerekirse, yasal hırsız olmaktan vazgeçmek zorundalar. Müşterilerini artırmak için türlü türlü reklamlar, alışveriş kampanyaları, karşılıksız puan hediyeleri vs. yapan bankalar her nedense mevcut müşterilerini çantada keklik olarak görüyorlar ve onları sömürmekten geri kalmıyorlar. Bu sömürüye bir son vermek için hakkını arayanları ise kendi parasının peşinde süründürmeyi tercih ediyorlar.

Hatta bu işleri kendi kendine takip edemeyeceğini düşünen kişiler, bir de sözde danışmanlık şirketlerinin dolandırıcılığına maruz kalıyorlar. Ne yazık ki son zamanlarda bu konuda dolandırıcılık çok artmış durumda. Bu vesileyle şu anki yazı dizisinden sonra dolandırıcılık konusuyla ilgili bir yazı kaleme alacağız. Ancak konu itibariyle farklı olduğundan bu diziden bağımsız olacak. Yazıyı okumak isteyenler buraya tıklayarak ulaşabilirler.

Burada da tekrar belirtelim ki bu konuda hiçbir danışmana veya danışmanlık şirketine ihtiyacınız yok. Tüm işlerinizi burada anlatılanlar rehberliğinde kendiniz takip edebilirsiniz. Haksız yere sizden alınan kredi kartı bedellerini tüm kişi ve kurumlardan bağımsız, kendi kendinize ücretsiz bir şekilde alabilirsiniz.

Yazı dizisi boyunca detaylıca açıklanan tüm gerekçeler doğrultusunda haksız şart kabul edilmesi gereken ve hiçbir hizmet karşılığı olmaksızın alınan bu bedeller hukuken batıldır. Yani geçersizdir. Gelinen aşamada, çeşitli tüketici mahkemeleri ve Yargıtay kararıyla da "kredi kartı aidat ücretlerinin haksız şart niteliğinde ve tüketiciden tahsilinin haksız olduğu sabitlenmiştir." Bu nedenle Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin tüketici lehine karar vermesi ve bu kararlara yapılan itirazların mahkemelerce reddedilmesi gerekmektedir.

Unutmayın ki bu yazı dizisi sadece kredi kartlarıyla ilgilidir. Yazıların içinde geçen tüm kart terimleri, kredi kartı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla burada geri alınabileceği iddia edilen aidatlar, kredi kartlarından yapılan kesintilerdir. Vadesiz hesaplara ait bankamatik kartlarından alınan hesap işletim ücreti, bu yazı dizisinin kapsamı dışındadır.

Son olarak yapmamız gereken zorunlu hukuki açıklama şudur: Burada yazılanlar tüketicilere yalnızca yol gösterme amacı taşımaktadır. Açıklananları uygulayıp uygulamamak tüketiciye/okuyucuya kalmıştır. Sitemiz, yazılanların uygulanmasıyla elde edilecek kazançlarla ilgilenmediği gibi doğabilecek maddi zararlardan da sorumlu tutulamaz.

------------------------------------SON------------------------------------

______________________________________________________________________

BU BİR REKLAMDIR.
BU BİR REKLAMDIR.