kredi kartı üyelik bedeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kredi kartı üyelik bedeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şub 2018

Av. Hakan Tokbaş: "Evet, o deli benim!"

Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular başlıklı konumuzda yanıtladığımız sorulardan birisi de "Hakem Heyetine Başvurmadan İcra Takibi Yapılabilir Mi?" sorusu idi. Hatırlayacağınız üzere o cevabımızda tüketiciler açısından çok önemli bir Yargıtay kararından bahsetmiştik.

Geçtiğimiz yılın Aralık ayında ise kanun-yapıcılar, işte o mahkeme kararını boşa çıkarmak için ilgili kanun maddesini değiştirdiler. Böylece 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. maddesinin 1. fıkrasında yapılan söz konusu değişiklikle birlikte, yüksek mahkemenin tüketicilere sağladığı bir koruma meclis tarafından kaldırılmış oldu!

Öte yandan bu değişiklik, hâlihazırda neredeyse çalışamaz durumda olan icra dairelerinin iş yükünün daha da artmasına sebep olacağı ve ayrıca hukuki prosedürün de daha belirsiz hale gelmesine hizmet edeceği için bile son derece sakıncalıdır.

Avukat Hakan Tokbaş

Her yıl gerçekleştirdikleri Tüketici Hukuku Kongreleri ile tanınan Tüketici Hukuku Enstitüsü Derneği'nin başkanlığını yürütmekte olan Avukat Hakan Tokbaş da Posta Gazetesi'nde yayınlanan 30 Ocak 2018 tarihli yazısında bu hukuki düzenlemenin hiçbir yaraya merhem olmayacağını, tam tersine kendi başına bir sorun teşkil ettiğini ciddi tespitlerle açık seçik anlatıyor. Hukuki karışıklık yaratmaktan başka bir işe yaramayacak bu "hata"dan bir an önce dönülmesini dileyerek ilgili yazıyı dikkatinize sunuyorum:

     Evet, o deli benim!
   
     Bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış derler ya hani…

     İşte öyle bir şey aslında, aşağıda anlatacaklarım.

     Ben deliliğimle gurur duyarım elbette, ancak “40 akıllılar” benden fazla karıştırıyor ortalığı.

     Durum şöyle efendim:

     Enstitüyü takip edenler bilir; 2015 Nisan tarihlerinde, Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararı yorumlayarak basın açıklaması yolu ile kamuoyuna duyurmuştum.
Sanırım çıkan haberlerin başlığı daha çok “Tüketiciye İcra Müjdesi” şeklinde idi.

     Evet, hani o zamanlar, “3300 TL nin altında olan tüketici alacakları doğrudan ilamsız icra takibine konu edilemez” şeklinde özetlenebilecek meşhur karar.
Ben kararı alan avukat değil, yorumlayan ve ilan edenim. Kararı alan meslektaşımı da ayrıca tebrik etmek lazım.

     O zamanlar, kararı yorumlama tarzım oldukça tepki almıştı. Karar, ilk başta tüketici aleyhine gibi gözükse de, hukuk her iki tarafa da aynen uygulanacağı için esasen tüketicinin lehine olacağını, özellikle bankacılık, telekomünikasyon ve enerji şirketlerinin bu karardan çok etkileneceklerini belirtmiştim. Zira piyasada tüketiciden en fazla alacağı olan sektörler bunlardı ve alacaklarının çoğu 3300 TL nin altında idi.

     Her delinin akıbeti gibi ben de alkışlanmadım elbette, hatta kararı yorumlama tarzımdan dolayı sektör trolleri tarafından işitmediğim küfür kalmadı. Angaralı olmama rağmen, benim dahi hiç bilmediğim küfürleri okudum ve işittim inanır mısınız?

     Ancak, uygulama aynen yorumladığımız şekilde gelişti ve yanlış yönlendiriyorsun diyenlere inat, ne yorum yaptık ise kelimesi kelimesine uygulandı.

     Bu karar, hukuki tartışması bir tarafa, pratikte İcra Dairelerinin iş yükünü olabildiğince azaltmak ve şirketlerin, takibe geçmeden önce tüketici ile bir şekilde uzlaşma yolunu seçmesi bakımından epey önemli idi. Ayrıca çok daha karmaşık bir hukuki düzenin önüne geçmişti.

     Şimdi ne mi oldu?

     Kanunun 68. Maddesine “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla” şeklinde bir ifade konuldu. (Benim gibi bir deliye ön almak için de ancak kanun değişikliği lazımdı zaten, gurur duyuyorum bununla.)

     Yani birileri, sektörün tıkanıklığını çözmüş oldu kendince. Böylelikle, nadide şirketlerimiz, Hakem Heyetine başvurmak zorunda kalmadan doğrudan icra takibi açabilecekler. Yukarıda benim açıklamamla basının attığı başlık örneğini vermiştim; o başlık bu sefer şuna dönüştü: “Tüketiciye icra yağacak” veya “faturasını ödemeyen tüketici yandı”.

     Kamuoyunun algısı bakımından aradaki fark bariz değil mi?

     Peki, sektörün bu büyük sorununa çözüm bulduğunu sananlara bazı sorularım olacak:

     Bankacılık sektöründe: hesap işletim ücreti, kartel faizi vs; telekomünikasyon sektöründe: taahhüt iptal cezası, cihaz bedeli vs; enerji sektöründe: haksız gecikme faizleri, kesme açma bedelleri vs. konularında tüketiciler, doğrudan icra takibi açmaya yönlenirse ne olacak? Yeni bir kanun çalışması mı gelecek? “Yanlış yapmışız, bu dediğimiz tüketiciler için geçerli değildir” mi denilecek? Sektör her istediğinde oyun oynar gibi kanunlarla ve haklarla mı oynayacağız?

     2018 yılı parasal sınırları için, 6860 TL’nin altındaki icra takipleri için, tüketici takibe itiraz ederse, alacaklı şirket ne yapacak? Kanuna bu cümleyi koyduranlar uygulamayı ve hukuku pekiyi bilmedikleri için ben söyleyeyim: HİÇBİR ŞEY! İcra takibi yine kilitlenecek, şirket yine sıfırdan THH’ye başvurmak zorunda kalacak. Neden mi? E orasını da bir zahmet araştırın bakalım, neler bulacağınızı ben de merak ediyorum.

     Madem kanunda böyle bir düzenleme yapılacaktı, THH parasal sınırları yakın zamanda neden fahiş bir şekilde artırıldı? Ayrıca “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” gibi absürt bir kanun çalışması neden yapılıyor? Hepsi, İcra Dairelerinin iş yükünü hafifletmek, çalışamaz durumda olan İcra Dairelerinin işlevini, garip bir yöntemle de olsa, artırmak için değil miydi? E doktor bu ne peki?

     ÇÖZÜM:

     Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, uzun zamandır Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın elinde oyuncak oldu. Görevi, tüketici şikâyetlerini ölçmek, tüketici isteklerini raporlaştırmak, piyasa denetimi yapmak olan bakanlık, hukuk eğitimi almamış kişiler eliyle kanun yapıyor, yönetmelik yazıyor. Yanlış yapıyor, yanlış yazıyor. Eleştirince küsüyor, eleştirmezsen yanlışını görmüyor. Yaptığı yanlışlar hem devleti hem tüketicileri sıkıntıya sokuyor. Hem hukuku hem ekonominin işleyişini bozuyor.

     Hâlbuki Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın, sektörlerle içli dışlı olması gerekir. Tüketicilerin şikâyetlerini derleyip, piyasa denetimini yapıp, yine sektörlerin iyileşmesi için raporlar oluşturması, bu raporlar gereği gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için uzman kişilere iletmesi gerekir.

     Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun artık bir ana kanundur. Öyle ki, uygulamasının genişliği içerisinde Türk Borçlar Kanunu neredeyse yedeklenmiştir. O halde, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Borçlar Kanununa ve diğer özel kanunlara uygun olarak, o kanunlarla uyumlu çalışacak şekilde, uzman hukukçular ve akademisyenler eli ile düzenlenmelidir.

     Bunu yapabilecek tek kurum ise ADALET BAKANLIĞI’DIR. Tüketici hukuku ile ilgili bütün mevzuat çalışmalarının acilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı elinden alınıp, Adalet Bakanlığı’na teslim edilmesi gerekir.

     Aksi takdirde ortalık, daha çoook karışır. Dönemine göre, güçlü olan sektörse sektörün, tüketici örgütleri ise örgütlerin elinde kalır. Kimin elinde kalırsa kalsın, sırf elde kaldığı için doğru bir şey çıkmaz.

     Bir Angaralı sanırım şöyle tepki verirdi: Yeter la bebeler! Bi salın artık!

KAYNAK:  Bu yazı, Posta Gazetesi'nin internet sitesinden alıntılanmıştır; aşağıdaki bağlantıya tıklayarak orijinal metne ulaşabilirsiniz.

18 May 2015

Bölüm 4: Tüketici Mahkemesinde İtiraz


Önceki yazımızda tüketici hakem heyetinin kararı detaylıca açıklanmıştı.

Bu karardan sonra başvurusu olumsuz sonuçlanan tüketiciler isterlerse basit bir dava dilekçesiyle mahkemede bu karara itiraz edebilirler. ("Heyetin kararına nasıl itiraz edilir?" başlıklı yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.) Neticede hakem heyetinin kararı her şeyin sonu değil. Heyete başvuru yalnızca yasal bir zorunluluktur, asıl mercî ise tüketici mahkemeleridir. Bu yazıların devamında doğrudan doğruya bu konudan bahsedilmeyecek olsa da bu bedelin hukukî mesnetsizliğine ilişkin buradaki teorik bilgilerden ve açıklamalardan yararlanarak dava dilekçenizi oluşturabilirsiniz. Bu şekilde yapılan itiraz sonucunda verilmiş bir gerekçeli kararı örnek olması için burada paylaşıyoruz. Dava dilekçenize emsal karar olarak ekleyebilirsiniz. Ancak itiraz ederken sizin hakkınızda verilecek mahkeme kararının kesin yani temyiz yolu kapalı olduğunu lütfen unutmayınız.

Başvurunuz olumlu sonuçlandığında ise iki ihtimalden bahsetmiştik. İyi ihtimal: banka itiraz etmeden karara uyarsa paranıza hemen kavuşacaksınız ve bu yazı dizisini okumaya devam etmenize de gerek kalmayacak! Ancak kötü ihtimal olursa yani elinize bankanın karara itiraz ettiğini söyleyen bir kağıt ulaşırsa kendinizi bir anda davalı konumunda bulabilirsiniz. İşte bu yazıda mahkeme aşamasına dair bilgilere ulaşacaksınız.

Ama önce şu soruyu soralım:
Bankalar müşterilerini neden mahkemeye veriyor?
Cevaplayalım:
Çünkü onlar her halükarda kârlı çıkıyorlar da ondan.
Şöyle açıklayalım:
Hakem heyetine bu konuyla ilgili hiç şikayette bulunmayan bir müşteri üzerinden bankalar doğrudan doğruya haksız kazanç elde ediyorlar. Ancak heyete başvuran ve başvurusu olumlu sonuçlanan bir müşteri, hakkını aramakla bankaları bir külfete sokmuş oluyor. Bankalara tanınan itiraz yolu ise somut olayı bir üst merciye taşımak suretiyle onlara yeni bir kurtuluş şansı tanımış oluyor. Eğer davayı kazanırlarsa heyetin kararına göre ödemekle yükümlü oldukları borçtan kurtulmuş olacaklar; davayı kaybederlerse de zaten ödemek zorunda oldukları bir parayı ödeyecekler! Yani dava açıp kaybettiler diye ek bir ödeme yapmayacaklar, heyet kararını aynen uygulayacaklar. Anlayacağınız bu, bankalar için tam bir "taş atıp kolu yorulmama" durumu! Aynı zamanda dava açmak onlara ek zaman da kazandırmakta. Türkiye'de yargının ağır işlemesi, davaların geç sonuçlanması göz önüne alındığında bu ek zamanın hiç de küçümsenmeyecek bir süre olduğunu da belirtelim. Kısacası; siz hakkınız olan parayı hem daha geç alacaksınız, hem de bankayla davalık olmanın stresini yaşayacaksınız ancak banka itirazı sonucunda sadece "zaten uygulaması gereken" heyet kararını uygulamaya mahkum edilecek. O da mahkeme bankayı haklı bulup heyetin kararını iptal etmezse! Artık bu sistem, bankaların tek taraflı olarak borç kaydedip bunu müşterilerinden tahsil edip ses çıkarmayanların paralarına konarak, ses çıkaran milyonlarca insanın paralarını da aylarca karşılıksız şekilde değerlendirdikten sonra istemeye istemeye iade etmek zorunda kalmasına döndü. Bunun adaletle, akılla, mantıkla bağdaşır yanı yok!

Lafı daha fazla uzatmadan davanın gidişatına geçersek;
Tensip tutanağının tarafınıza tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde sizden bir cevap dilekçesi yazmanız istenir. Olaya dair açıklamalarınızın olduğu, daha çok bu bedelin hukukî dayanaksızlığına ilişkin görüşlerinizi dile getirdiğiniz ve varsa delillerinizi de eklediğiniz bir dilekçe, cevap dilekçesi yerine geçecektir. Aslında bu dilekçeyi vermek zorunlu değil! Ancak daha sonra pişmanlık yaşamamak için size tanınan kendinizi ifade etme hakkını kullanmanız önemli. Bir sonraki yazımızda sizin de apaçık göreceğiniz gibi bankaların iddiaları çarpıtmalarla ve yanlışlarla dolu. Bu yanlışları ve çarpıtmaları tespit edip mahkemeye sunmazsanız haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz. Ayrıca davanızı görecek hakim açısından da dilekçeniz önemli olabilir. Çünkü hakim, sizin konuyu umursamadığınızı düşünürse bu davayı aleyhinize sonuçlandırabilir. Bu aşamada size verilen iki haftalık süre, kesin süredir. Yani verilen süre içinde gerekeni yapmazsanız daha sonra delil ve cevap sunma hakkınız olmayacak!

Tutanağın elinize geçmesiyle birlikte e-devlet adlı resmî siteden adınıza açılmış bu davayı kontrol edebilirsiniz. Siteye şifre kullanarak girmeniz halinde yalnızca davanın taraflarını ve varsa duruşma tarihlerini takip edebiliyorsunuz. Ancak mobil imza veya e-imza gibi gelişmiş güvenlik seçenekleriyle girdiğiniz takdirde dava dosyasının tamamına ulaşabilmektesiniz. Her ne kadar bu dava için gerek olmasa da başka önemli davalarınızda dosyanın içeriğini görmek isterseniz bu seçenekleri kullanabilirsiniz.

Mahkemeden gelen tensip tutanağının ekinde bankanın dava dilekçesi de bulunacaktır. Bu tür dava dilekçelerinin bir örneğine şuradan ulaşabilirsiniz. Muhtemelen size gelen dilekçede de benzer ifadeler olacaktır. Banka avukatları ne kadar savunursa savunsun bu bedelin hukuken dayanaksız olduğunu yazıların devamında açıklayacağız. Bu açıklamalarımızda mümkün olduğu kadar teorik, sistematik bilgiler vermeye çalışacağız.

➤ Okuyucular açıklamaları okuyup BURADAN indireceği boş dava cevap dilekçesini kendine uygun bilgiler ve açıklamalarla doldurmalıdır. Örnek dilekçede size yazılmış "NOT"lar ve sizin doldurmanız için bırakılmış boşluklar mevcut. Dilekçeyi baştan sona okuyun ve daha sonra bu not ve açıklamaları silin. Dilekçenizi sadece kendi somut olayınıza uygun şekilde doldurunuz. Sizinle ilgili olmayan ifade ve açıklamaları dilekçeden çıkartın. Unutmayınız ki okumadan mahkemeye sunduğunuz her ifade, daha sonra sizi zor durumda bırakabilir. Bu yazı dizisinde sizin olayınıza uygun açıklamalar mutlaka bulacaksınız. Dilekçenizi işte bu uygun açıklamalarla doldurmalısınız. Dilekçenizde tensip tutanağından ulaşabileceğiniz şu iki bilgiyi belirtmeyi özellikle unutmayınız:
- Dilekçenin en üstüne mahkemenin tam adını yazınız.
- Dosyanın esas numarasını ilgili bölüme yazınız. Bu numara davanın açıldığı yıl ile başlayan ve sizin davanıza özel olarak verilen bir numaradır.

Dilekçedeki olaylar ve açıklamalar kısımlarına kendi olayınıza uygun başka yazılar da ekleyebilirsiniz. Örneğin benim tanık olduğum bir olayda banka, on yıllık aidatların iadesini içeren karara itiraz ederken; sadece bir yıllık aidatın iadesini içeren bir başka kararı ise derhal yerine getirdi. Tarafları ve konusu aynı olan, aynı hükme bağlanan kararların birinde haksız olduğunu kabul edip diğerinde ise etmeyerek direnen bankanın tutarlı bir davranış sergilediğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenle dava devam ederken ikinci karar gereğince bankanın yaptığı ödemeyi gösteren ibranamenin bir fotokopisi mahkemeye delil olarak sunuldu. Bu delil, aynı bankanın aynı konuyla ilgili tüketici lehine verilen bir diğer kararı hiç itiraz etmeden yerine getirdiğini mahkemeye göstermiştir.

Deliller kısmına yazdığınız her şeyi dilekçe ekinde sunmayabilirsiniz. Zira mahkeme de hakem heyetinden ilgili dosyanın bir bütün halinde celbini isteyecektir. Yahut da o delil sizden önce davacı tarafından zaten mahkemeye sunulmuş olabilir. Mesela, söz konusu hakem heyeti kararı bankanın itiraz dilekçesi ile birlikte zaten mahkeme dosyasına girmiş olacaktır. Aynı belgeyi dosyaya tekrar koymak gereksizdir. Ancak bu kararın sizin delilleriniz arasında da ismen sayılması önemlidir.

Bankaya başvuru yaptığınıza dair elinizde bulunan bir belgeyi ekleyebilirsiniz. Çünkü banka sizi bu bedele daha önce hiç itiraz etmemekle suçlayacaktır. Sunacağınız posta alındısı, faks gönderildi raporu gibi evraklar bu ithama bir cevap niteliğindedir.

Dilekçeye bazı emsal kararları ekleyebilirsiniz. Fakat dilekçenize örnek vermek amacıyla yazdığınız her kararın bir örneğini eklemek son derece lüzumsuzdur. Yukarıda da paylaştığım örnek bir mahkeme kararına şuradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca on yıllık bedel iadesi almak istiyorsanız buradaki  Yargıtay kararını da eklemeniz yerinde olacaktır.

Tüm bu işlemleri tamamladıktan sonra davaya cevap dilekçesi ve eklerini, davalı olduğunuz mahkemenin kalemine ya da adliyede bu iş için görevlendirilmiş büroya elden teslim etmelisiniz. Bunu da yaptıktan sonra beklemekten başka yapacak bir işiniz kalmıyor. Davanız duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden incelenecekse karar, evinize tebligat olarak gönderilecektir. Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm (son) kısmında, "davacı banka tarafından açılan davanın (yapılan itirazın) reddine"  veya "tüketici hakem heyeti kararının onanmasına" şeklinde ifadelerin olması artık bu davanın kesin (yani yargı yolu kapalı) olarak sizin lehinize sonuçlandığını anlatmaktadır. Dava lehinize sonuçlandıysa hemen banka şubesine gidip paranızı talep edebilirsiniz. Paranın iade süreciyle ve bu süreçte imzalayacağınız ibranameyle veya ilamlı icrayla ilgili olarak bir önceki yazıda yaptığım açıklamalar işinize yarayabilir.

Bundan sonraki yazılar, kredi kartı üyelik bedelinin hukuken hiçbir dayanağı olmadığını açık kanıtlarla ifade edecektir. Bankaların iddiaları tek tek yanıtlanacaktır. Bir sonraki yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

13 Nis 2015

Bölüm 3: Tüketici Hakem Heyetinin Kararı


Bundan önceki yazımızda hakem heyetine başvurunun nasıl yapılacağından bahsedilmişti. Burada biraz da başvuru sonucunda çıkacak karar hakkında bilgi vermeliyiz.

Kararın elinize ulaştığının ispatlanabilmesi ve tebliğ tarihinin tam olarak saptanabilmesi için PTT'den taahhütlü gönderim yapılmaktadır. Dolayısıyla adreste bir alıcının bulunması şarttır. Dağıtıma çıkan kararlar, alıcısına teslim edilemediği takdirde adrese bildirim kağıdı bırakılarak muhtara teslim edilir. Karara eğer oradan da ulaşılamazsa ancak heyetten sormak gerekecektir. Fakat bu durumda Tebligat Kanunu gereğince, kararın muhtara bırakıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır ve karara itiraz süresi gibi tebliğden itibaren işlemeye başlayan süreler işlemeye başlar. Bu kısa posta açıklamasından sonra artık kararın niteliğine geçebiliriz.

Öncelikle belirtelim ki Tüketici Hakem Heyeti kararı yalnızca verildiği uyuşmazlık için hüküm ifade eder. Emsal olarak gösterilse dahi başka hiçbir uyuşmazlık hakkında zorlayıcı bir etkisi yoktur. Bu nedenle her olay tek başına değerlendirilir ve benzer sayılabilecek olaylarda bile çok farklı kararlar alınabilir.

Kararların zorlayıcı etkisi yalnızca taraflara yöneliktir. Yâni; hakem heyetlerinin verdiği kararlar tarafları bağlar, itiraz edilmediği takdirde kesinleşir ve uyulması zorunluluk teşkil eder. Genel olarak hakem heyetinden lehte ve aleyhte olmak üzere iki tip karar çıkabilir.

Kararın lehinize çıkması durumunda şikayetiniz haklı bulunmuş ve talebiniz kabul edilmiş demektir. Bu durumda tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karşı tarafça kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Hatta şikayet edilen taraf, sizin talebinizin yanı sıra devlete de tebligat ve varsa bilirkişi ücretlerini ödemek zorunda kalır. Tüketici lehine verilen bir karara satıcı veya sağlayıcının uymaması durumunda ise icra müdürlüklerine doğrudan müracaat edilebilir. Bunun için şurada paylaştığımız örnek dilekçe gibi bir dilekçeyi kendinize uygun şekilde düzenleyerek icra müdürlüğüne teslim edebilirsiniz. Aleyhine karar verilen tarafça, (birkaç paragraf altta açıklanacak olan) itiraz yolu kullanılmış olsa bile, kararın icra edilebilir nitelikte kalmaya devam edeceğini de şimdiden belirtelim.

Kararın aleyhinize çıkması durumunda ise şikayetiniz haksız bulunmuş demektir. Bu durumda elbette başvuru dilekçenizde yazdığınız talebiniz yerine getirilmeyecektir. Başvurunuzun olumsuz sonuçlandığı bu aşamada dahi herhangi bir ücret ödemezsiniz. Ayrıca, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Mahkemesi nezdinde bu sonuca itiraz etme hakkınız mevcuttur. Tüketici Mahkemelerinde tüketiciler tarafından açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Aleyhinize çıkan bu karara karşı yaptığınız itirazı görüşen mahkemenin kararı kesindir. Davacı olduğunuz taraf kendisini avukatla temsil ederse ve dava neticesinde siz bir kez daha haksız bulunursanız mahkeme karşı tarafa vekalet ücreti ödemenize hükmedecektir. Ancak bu mahkemeler, tüketicileri korumak için kurulmuş ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle bu mahkemelerden çoğunlukla tüketici lehine kararlar çıktığı görülmüştür.

Bu itiraz yolu, tüketici lehine çıkan kararlarda karşı tarafa da sunulmuştur. Neticede aleyhine karar çıkan ve bir yaptırıma zorlanan satıcı veya sağlayıcı da tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. Ancak yukarıda da değindiğim gibi bu itiraz tek başına tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Dava dilekçesinde talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Eğer talep edilmemişse veya edilmesine rağmen hakim ihtiyati tedbir kararı vermemişse tüketici tarafından ilamlı icra başlatılabilir. Buna rağmen bu teorik bilgi pratikte her zaman uygulama imkanı bulamıyor. Çünkü icra dairesi, süresinde itiraz edilmiş ve halihazırda bir davaya konu olan kararı bekletebiliyor. Bu nedenle mahkemeye taşınmış bir olayda herhangi bir sürprizle karşılaşmamak adına sizin de beklemeniz yerinde olabilir. Çünkü pek sık karşılaşmasak da bazı mahkemeler tüketici lehine olan heyet kararını bozmaktalar. Bu durumda, 6502 sayılı Kanun (madde 70, fıkra 6) gereğince, tüketici lehine verilen kararlara karşı açılan itiraz davalarında, mahkemece kararın iptali durumunda ne yazık ki tüketicinin vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmektedir.

İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticaret unvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerek onanır. Kısacası, evrak üzerinde incelemeyle karar verileceğinden bu davalarda duruşma yapılmaz. Yani bu davalara davalı sıfatıyla gidip katılmanız bile gerekmez.

Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Tüketici hakem heyeti kararına yapılan itiraz sonucunda verilen karar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine de gönderilir.

Bütün bu anlatılanlar çerçevesinde, lehinize verilen karar elinize geçtiği anda banka şubesine gidip kararın yerine getirilmesini isteyebilirsiniz. Bankanın genel merkez iletişim adresi başka bir şehirde ise postanın ulaşması muhtemelen uzun sürecektir. Bekleme sürenizi azaltmak adına banka memuruna sizin elinizdeki kararı genel merkeze faksla ulaştırmasını rica edebilirsiniz ya da her şeyin doğal seyrinde gitmesini bekleyebilirsiniz. Banka itiraz etmeden kararı yerine getirmeyi seçtiyse şubeye gelmeniz için size bir kısa mesaj (SMS) atacaktır. Bankada imzalayacağınız İbraname ile paranızı alacaksınız. Hakem heyeti, paranızın yasal faiziyle geri ödenmesine hükmetmişse bankacı, faizli ödemenin ancak birkaç gün sonra faiz hesaplanınca yapılabileceğini ama kabul ederseniz anaparayı hemen ödeyebileceğini söyleyebilir. Faizden vazgeçmek kaydıyla paranızı hemen alabilirsiniz veya birkaç gün sonra yasal faiziyle birlikte almayı seçebilirsiniz. Çünkü o anki ödemeyi alırken imzaladığınız ibraname sonucunda, kararla ilgili başka bir hakkınız ve alacağınız kalmadığını kabul etmiş olacaksınız. O yüzden bankadan bu belgenin bir fotokopisini almanızı tavsiye ederim. Bir yıllık aidatlar, meblağ düşük olduğu için genelde bu şekilde geri alınabilmektedir. Ancak aidatların on yıllık geri ödenmesine hükmedildiği durumlarda bankalar itiraz yoluna başvurmaktadır. Siz bu durumdan elinize bir tensip tutanağı ve ekinde dava dilekçesi geçtiğinde haberdar olabilirsiniz.

Birdenbire adliyeden gelen bir kağıtla karşı karşıya kaldığınızda ister istemez endişelenebilirsiniz. Hatta, "Nereden girdim bu işe! Bankalarla baş edilir mi hiç?" diyebilirsiniz. Sonrasında davayı kaybetme olasılığını düşünüp mahkeme masraflarını nasıl ödeyeceğinizi kara kara düşünmeye başlamış olabilirsiniz. Tensip tutanağında yazan süre içinde davaya cevap vermek isteyip ne yazacağınızı bilemiyor olabilirsiniz. Ancak hemen endişelenmeyin! Tüketici mahkemelerinin genellikle tüketici lehine kararlara imza attıklarını size tekrar hatırlatırım.

Bir sonraki yazımızda mahkemeden gelen tensip zaptı ile davacının dava dilekçesinden bahsedilecek; sizin cevap dilekçenizi nasıl yazmanız, dilekçenizde neleri belirtmeniz gerektiğine değinilecektir. Aşağıdaki linkten bu yazıya gidebilirsiniz.

16 Mar 2015

Bölüm 2: Tüketici Hakem Heyetine Başvuru


Bir önceki yazımızda bankaya başvurunun nasıl yapılacağı hususuna değinildi. Bu yazımızda ise tüketici hakem heyetine yapılacak başvuru ayrıntısıyla anlatılacak.

En son, bankadan bize bir yanıt gelmesi gerektiğinden bahsedilmişti. Bu vasıtayla banka kayıtlarından dekontlarımıza ulaşmıştık. Bunun beraberinde itirazdan vazgeçmeniz için gelen yazı belki sizi korkutmuş olabilir. Bankanın hakem heyetine vereceği savunmanın ve eğer intikal ederse mahkemeye sunacağı dava dilekçesinin de bu minvalde olacağını belirtelim. Yazılar ilerledikçe o aşamalar anlatılırken bankanın bu asılsız iddialarına karşı yanıtlarımızı sunacağımız için bu yazımızda onlara değinmeden geçeceğiz.

Tüketici Hakem Heyetlerinin görev alanlarına giren parasal sınırlar, her yıl yeniden çıkarılan Tebliğ uyarınca, o yılın 1 Ocak tarihinden itibaren geçerli olmak üzere;
a) İlçe tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, ... Türk Lirası,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, ... Türk Lirası ile ... Türk Lirası arası,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, ... Türk Lirası,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, ... Türk Lirası ile ... Türk Lirası arası şeklinde dört bent halinde belirlenir. Başvurmanız gereken heyet hakkında daha ayrıntılı açıklama için buraya tıklayabilirsiniz. Bu parasal sınırlar içindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinde dava açmadan önce hakem heyetlerine başvuru yapılması zorunludur. (Bu parasal sınırlar içindeki uyuşmazlıklarda doğrudan ilamsız icra yoluna başvurulup başvurulamayacağı hakkında buraya tıklayarak bilgi alabilirsiniz.)

Sizin bankadan iadesini talep edeceğiniz miktar hangi kategoriye giriyorsa onunla görevlendirilmiş heyete başvuracaksınız. Kredi kartlarının üyelik bedelleri, 10 yıllık dahi olsa, genellikle ilk bentteki (a bendindeki) değeri aşmadığından bu konuda ilçe hakem heyetlerinin yetkili olduğunu söyleyebiliriz. Birden fazla kart sahibi olmanız durumunda toplamda bankalardan ilk bentteki (a bendindeki) miktardan fazla alacağınız varsa bile, her bir banka için ayrı ayrı başvurmanız gerekeceğinden yine ilçe hakem heyetine başvurmalısınız. İlçe hakem heyetleri de genellikle kaymakamlık binalarında yer almaktadır. Siz de başvurmanız gereken hakem heyetinin tam adresini internet vasıtasıyla kolaylıkla bulabilirsiniz. (Tüketici Hakem Heyetleri Hakkında Sıkça Sorulan Soruları cevapladığımız yazı dizimize de buradan ulaşabilirsiniz.)

Bunun yanında yetkili heyet konusunda da kafanız karışabilir. Yani ikamet ettiğiniz ilçe ile banka şubesinin bulunduğu ilçe farklı olabilir ve hangi ilçenin hakem heyetine başvurmanız gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nde yer alan düzenleme uyarınca başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Burada belirtmeliyim ki bazı hakem heyetleri, bu konudaki açık haksızlığı görmezden gelerek tüketici aleyhine karar vermekteler. Bu kararların bir kısmı tüketici mahkemesinden dönmekte ise de bazıları mahkemenin onamasıyla karşılaşmaktadır. Böylelikle tüketiciler, kendi paralarını alamamış olmanın yanında bir de mahkeme masrafları ve avukatlık ücretini ödemek zorunda bırakılmaktadır. Bu konuya daha sonra ayrıntılı değineceğim için fazla girmiyorum ve sadece şunu vurguluyorum: Bu konudaki tutumlarını öğrenmek adına, başvurma hakkınız olan iki hakem heyetini de internetten araştırmalısınız. Eğer biri hakkında tüketicilerin aleyhine karar verdiklerine dair bir karar metni, bir tüketici yorumu veya bir tüketici derneği uyarısı bulursanız diğerine başvurursunuz. Her ikisi de tüketicilerin mağduriyetini gideren bir tutum içindeyse pratik olması açısından kendi ikamet ettiğiniz ilçenin heyetine başvurabilirsiniz. Unutmayınız ki aynı uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine başvurulamaz. Bir heyete aynı uyuşmazlıkla ilgili mükerrer başvuru da yapılamaz. Aksi takdirde banka bu duruma itiraz edebilir.

Nihayetinde başvuru aşamasına geçebilirsiniz. Başvuru, kendi iddialarınızın ve taleplerinizin yazılı olduğu dilekçenizin ve konuyla ilgili delillerinizin heyete teslim edilmesiyle yapılır. Dilekçe ve eklerinin iki nüsha olacak şekilde düzenlenerek heyete teslim edilmesi gerekmektedir. Heyete yapılacak başvurunun hiçbir aşamasında ücret ödenmez!

Geri almak istediğiniz aidatlarınız on yılı kapsıyorsa buradan indirebileceğiniz dilekçe; sadece bir yıllık aidat söz konusu ise şuradan indirebileceğiniz dilekçe doldurulmalıdır. Ancak siz kendi dilekçenizi de yazabilirsiniz. Örnekte verilen dilekçeleri mutlak kullanma zorunluluğu yoktur. Başvuru sahibinin adı, soyadı, T.C. Kimlik Numarası, adresi ve varsa diğer iletişim bilgileri, talebi ve uyuşmazlık değeri açıkça yazıldığı ve şikayet edilene ilişkin bilgilere yer verildiği sürece her türlü dilekçe kabul edilmektedir. Hatta heyet binalarında dahi başvuru dilekçeleri bulunabilmektedir.

Örnek dilekçeyi doldurmak isteyenler, indirdikten sonra (ve varsa üstte sarı çizgide yazan "Düzenlemeyi Etkinleştir." butonuna tıkladıktan sonra) şikayet eden ve şikayet edilen bölümlerinin tamamını doldurmalı; dilekçenin başına hakem heyetinin tam ismini, açıklamalar kısmının başına kredi kartı numarasını, varsa ekstre tarihi ile yapılan kesinti miktarını, son cümleye iadesini talep ettikleri bedeli yazmalıdırlar. Dilekçenin altına da yine kendi ad-soyad ve adreslerini yazarak imzalarını atmalıdırlar.

Heyetin ileriye yönelik tedbir kararı alması mümkün değildir ve heyetler sadece talebinizle bağlıdır. Yani yalnızca dilekçenizde belirtilen talebi kısmen veya tamamen kabul edebilir yahut da reddedebilirler. Bu nedenle dilekçenizde iade edilmesini istediğiniz miktarı açıkça yazmalısınız. Bunu kanıtlamak için ise kredi kartı üyelik bedeli alındığını gösterir ekstreyi veya çizelgeyi mutlaka dilekçenize eklemelisiniz. Ayrıca on yıl geriye dönük alacağınız varsa bu konudaki Yargıtay Kararını indirerek çıktısını almanız ve onu da eklemeniz gerekebilir. Bazı heyetler öncelikle bankaya başvuru yaptığınıza dair bir belge de isteyebiliyor. Bunun için bir önceki yazıda anlatıldığı üzere posta alındı belgesi, kargo teslimatı internet çıktısı veya faks gönderildi raporu gibi her türlü belgeyi ekleyebilirsiniz. Bazı heyetler ise dilekçe ekinde sadece ve sadece ekstreleri alıp diğer ekleri gereksiz buluyorlar.

Başvuru yaptıktan sonra yine bir bekleme aşaması geliyor. Ancak başvuru en geç altı ay içinde görüşülüp karara bağlanmış olmalıdır. Bu süre, mevzuata göre, başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak bir altı ay daha uzatılabilmektedir. Gerçekte ise bu sebeplerin yanı sıra heyetlerin yoğunluğu da kararların geç çıkmasına yol açmaktadır. Bu yoğunluk sebebiyle ne yazık ki, heyetlere giderek başvurusunun durumunu sorgulamak isteyen tüketicilere bilgi verilememektedir.

Hakem heyetleri; görev, yetki veya çalışma kapsamı dışında kalan başvuruları doğrudan ilgili kuruluşlara veya hakem heyetlerine intikal ettirmekle yükümlüdürler. Söz konusu süre içinde başvurunuz değerlendirildiğinde işleme alınması kararlaştırıldıysa şikayet ettiğiniz taraftan savunma yapması ve heyetin ihtiyaç duyduğu belgeleri göndermesi isteniyor. Yapılan görüşmenin ardından talebinize dair kabul veya ret kararı veriliyor, karar yazıldıktan sonra kararın alındığı tarihten itibaren on iş günü içinde taraflara yazılı olarak tebliğ ediliyor.

Bir sonraki yazımızda kararın niteliği, ne anlama geldiği ve tebliğinden sonra yapılması gerekenler anlatılacaktır. Yazıya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

16 Şub 2015

Bölüm 1: Bankaya Başvuru


Bu yazı dizisini baştan sona okuduğunuzda çok kapsamlı bir bilgiye sahip olacaksınız. Buradakileri adım adım uyguladığınızda aslında o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. Bilinçlenmekle dolandırıcılara karşı da silahlarınızı kuşanacaksınız ve bu işin aracılarla değil de bizzat yapılması gerektiğine ikna olacaksınız. Unutmayın, hiç kimse sizin hakkınızı sizden iyi arayamaz!

Başlayalım o halde:

Ekstrenizde kredi kartı üyelik bedeli, yıllık kart aidatı veya benzeri adlar altında bir ücret kalemi gördüğünüzde size ilk olarak bankanın müşteri hizmetleri ile görüşmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü bu görüşme sonucu fazla uğraşmadan hedefinize ulaşabilirsiniz. Müşteri hizmetlerini arayıp bu bedeli kabul etmediğinizi, iade etmemeleri halinde yasal yollara başvurup o banka ile çalışmayı bırakacağınızı söyleyebilirsiniz. Bankaların bir kısmı müşteri kaybetmemek için talebinizi daha bu aşamada kabul edebiliyorlar. Çünkü bu bedel, bankalar için çok hayati ve olmazsa olmaz bir bedel değil! Banka yetkilisi; size parayı iade edebilir, mevcut borcunuzdan düşebilir veya size belli bir miktar puan vermeyi teklif edebilir. Eğer kesintinin tamamını karşılayacak bir miktar öneriliyorsa sorun kalmamış demektir. Ancak daha az bir miktarda puan teklif edildiyse bunu kabul edip etmemek size kalmış. Hakem heyeti ve olursa mahkeme süreciyle vs. uğraşırken harcayacağınız zaman ve emeği de göz önüne alarak kâr-zarar dengesini hesaplayıp teklifi kabul edebilirsiniz. Tamamını almak isterseniz de itirazınıza devam edebilirsiniz.

Bu yöntem genellikle bir yıl için alınan bedellerin iadesinde işe yarayabiliyor. Zaten gerçekçi olmak gerekirse hiçbir banka tek seferde size on yıllık aidat kesintisini iade etmeyecektir. Ancak en önemli şey, itirazınızda samimi olmanızdır. Önce esip gürleyip sonra da yasal yollara dahi başvurmadan aynı banka ile çalışmaya devam eden pek çok kişi, bankaların daha cesur davranmasına ve henüz bu aşamada geri ödeme yapmama kararı almalarına neden oldu. Bazı bankalar ise en baştan beri talep üzerine ödeme yapmayıp olayın yasal yollara intikal etmesini beklemekteydiler.

Eğer bu talebinizden bir sonuç alamadıysanız artık yasal yollara başvurmanız gerekmektedir. Konuyla ilgili yasaların çeşitli yorumlara açık olması ve yüksek yargı organı Yargıtay'dan birbiriyle çelişik bazı kararlar çıkması neticesinde Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemeleri de farklı kararlar verebilmektedir. Bu bakımdan Tüketici Hakem Heyetlerinden aleyhinize karar da çıkabilmektedir veya heyetten lehinize çıkan karar Tüketici Mahkemeleri tarafından bozulabilmektedir. Bunlar son derece az da olsa bilmelisiniz, mümkünse itirazınızı bir üst makama taşımalısınız ve sonucunda çeşitli ihtimallere de hazırlıklı olmalısınız.

İkinci aşamada yeniden bankaya başvurmanız gerekmektedir. Çünkü karşı tarafa ifa talebinizi iletmeden onu şikayet edemezsiniz. Biz her ne kadar daha önceden sözlü olarak başvurup olumsuz yanıt aldıysak ve yine olumsuz yanıt alacağımızdan emin olsak bile resmi bir başvuru yapmamız gereklidir. Bu başvuru aynı zamanda bankadan on yıl geriye dönük olarak ödediğiniz kesintilerin miktarlarını ve tarihlerini de içeren bir dekont istemenize yarayacak. Başvuruyu bir dilekçe ile yapmalısınız.

Dilekçe örneğini buraya tıklayarak indirebilirsiniz. (Belgeyi mutlaka indirdikten sonra kullanmalısınız çünkü önizleme görünümü dilekçenin formatını deforme etmekte. Belgeyi indirdikten sonra Word Belgesinde işlem yapamıyorsanız üstteki sarı çizgide yazan "Düzenlemeyi Etkinleştir." butonuna tıklayınız.)
Örnek dilekçeyi kendinize uygun bilgilerle doldurunuz:
Sağ üst köşeye dilekçeyi teslim ettiğiniz tarihi,
başlığa bankanın adını,
ilk cümledeki yere kredi kartınızın numarasını,
sol alta adresinizi,
sağ alta adınızı soyadınızı yazıp yazıcıdan çıktı alın. İmzanızı ise ad soyadınızın üst tarafına atın. Eğer yazıcıdan çıktı alma imkanınız yoksa dilekçenizi elinizle de yazabilirsiniz.

Bunları hazırladıktan sonra, bankaya başvurduğunuzu kanıtlamak gerektiğinden; postaneden gönderecekseniz iadeli taahhütlü göndermeniz, kargoyla gönderecekseniz internetten takibini yapıp karşı tarafa teslim edildiğinde çıktı almanız lazım. Şubeye başvuracaksanız dilekçenizi teslim alan görevliden bu talepli dilekçeyi aldığına dair görevlinin adını, soyadını ve imzasını içeren bir not istemelisiniz. Faks çekme imkanınız varsa "Gönderildi Raporu" almak koşuluyla onu da kullanabilirsiniz. Bankaların genel müdürlük adreslerini ve faks numaralarını kendi internet sitelerinin iletişim bölümlerinde bulabilirsiniz.

Bu işlemden sonra bir müddet bekleyeceksiniz. Yasal süre içinde size cevap vermeleri gerekiyor. Bankalar bazen iş yoğunluğunu mazeret göstererek cevap vermeyebiliyorlar. Ekstrelerin tamamı elinizde ise gelecek cevap çok önem taşımıyor. Ancak geçmiş tarihli ekstrelerin tamamını saklamadıysanız bankanın göndereceği çizelgeye muhtaçsınız. Onlar sizin ödemelerinizin kanıtı olacak ve dilekçenin eki olarak hakem heyetine sunulacak. Bankadan cevap geldiyse şanslısınız demektir. Gelen cevapta bulunan yaptığınız ödemeleri gösteren tabloyla beraber hakem heyetine başvurmaya hazırsınız. Artık bir sonraki yazımıza geçebilirsiniz.

Fakat bir ay kadar beklediğiniz halde hala elinize hiçbir cevap metni ulaşmamış olabilir. Bu durumda eğer bankanın şubesine uğrayıp dekont talep ederseniz sayfa başına istenen çok uçuk ücretlerle karşılaşacaksınız. Hemen müşteri hizmetlerini arayıp durumu anlatarak dekontları mail adresinize göndermelerini istemelisiniz. (Burada da sizden kesinti yapılabileceğini söyleyebilirler. Ancak herhangi bir kesinti yapılması halinde doğrudan hakem heyetine bu konuda da ayrı bir başvuru yapabilirsiniz. Çünkü ilk başvurunuza yanıt vermeyerek yasal sorumluluklarını ihmal eden taraf bankadır. O durumda Tüketici Hakem Heyetine yapacağınız başvurunun ekinde de bankaya dilekçe gönderdiğinizi kanıtlayan belgeyi sunmanız yeterli olacaktır.) Müşteri hizmetlerine bildirdiğiniz mail adresinize en geç bir gün içinde, sizin haksız olduğunuzu, iade talebinizin de reddedildiğini bildiren standart bir yazı gelecektir. (Yazının bir örneğine şuradan ulaşabilirsiniz. Size gelecek olanda da muhtemelen aynı ifadeler bulunacaktır.) Asıl önemli olan şey, bu yazının ekinde sunulan çizelgedir. Hakem heyetine genellikle tek sayfadan oluşan bu çizelgeyi sunacaksınız. Gönderdikleri diğer yazının hiçbir önemi yok. Bunun için sadece ekteki çizelgenin çıktısını almanız yeterli olacaktır.

Hakem heyetine başvurunun nasıl yapılacağının anlatıldığı bir sonraki yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabileceksiniz.

Konu: Adım Adım Kredi Kartı Üyelik Bedellerinin Geri Alınması


Hatırlıyorum da ilk çıktığı zamanlar evlerde, iş yerlerinde, sokaklarda insanlara kredi kartı satmaya çalışıyorlardı. Aslında bu, insanları kredi kartı kolaylığına alıştırmak için bir yöntemdi. Bunun bir kolaylık değil, kolaycılık olduğu sonradan anlaşılacaktı. İnsanlar onsuz yapamaz hale gelip ekmeklerini bile kartla alma noktasına ulaştıklarında iş işten çoktan geçmişti. Çünkü ilk yıllarda sözleşmenin önemsiz bir maddesi olarak aksettirilen yıllık ücret, bankalara olan bağımlılık arttıkça yıldan yıla çok yüksek oranlarda zamlanarak fahiş miktarlara geldi.

Ancak hukuk düzeni böyle bir durum karşısında bankaların haksız menfaatini değil, vatandaşın cebini korumalıdır!

Son zamanlarda vatandaşlar, birinden çekip öbürünün borcunu ödemek için her bankadan bir kart sahibi olmaya başladılar. Bu durumda zaten harcadıklarını bile ödemekte zorlanırken bir de yıllık üyelik bedeli adı altında alınan haksız kesintiyle bir kez daha vatandaşın beli bükülmekte. Bu bedel, kredi kartından aniden kesildiği için ekstre kontrol etme alışkanlığı olmayan tüketiciler, hiç farkında bile olmadan ödemiş oluyorlar. Doğrusu bundan haberi olan tüketicilerin bile önüne öyle engeller çıkıyor ki kimisi de mecburen bu modern zorbalığa katlanıyor.

Hukuksuzca alınan bu bedele katlanmak zorunda değilsiniz!

Ancak şunu bilmelisiniz ki ekstreye yansıyan bedel için sadece paranızı geri alabilmek amacıyla hukuki yollara başvurabilirsiniz ve para iadesi için de haliyle önce bu haksız bedeli ödemiş olmanız gerekiyor. Yani bu bedelin alınacağı, bir madde halinde sözleşmelerde belirtildiği için gelecekte de yine böyle bir kesinti yapılacak. Ve siz de yine gerekli yollara başvurmak durumunda kalacaksınız. (Bazı sözleşmelerde açıkça böyle bir yıllık kart ücreti hükmü olmayabiliyor. Bu durum zaten hakem heyetinin veya mahkemenin kararında net bir şekilde tespit edilir. Eğer durumunuz bu şekilde ise sizden tekrar bir kesinti yapılmaması gerekir. Kararda da bu durum açıkça belirtilebilir. Belirtilmese bile banka bunu dikkate almalıdır.) Buradaki asıl saçmalık; gerek hakem heyetlerinin gerekse tüketici mahkemelerinin verdikleri kararlarla hukuksuz olduğu tekrar tekrar kanıtlanmasına rağmen kesin bir düzenleme ile bunun ortadan kaldırılmamasıdır. Bu yüzden tüketiciler haksız yere ödedikleri kendi paralarının peşine düşmek durumunda kalmaktalar. Bankalar da bunu bilmeyen veya geri almakla uğraşmayan tüketicilerden aldıkları paralarla güçlerine güç, servetlerine servet katmaktalar.

Son dönemde en azından, bankaların tüketicilere aidatsız kredi kartı sunması zorunlu hale getirildi. Bu tarihten sonrası için tüketicilerin aidatsız kartlara geçmeleri kendi menfaatlerine olduğundan bu haklarını kullanmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz. Hatta tüm bankacılık işlemlerinizi, masrafsız bankacılık taahhüdü ile hizmet veren kurumlar vasıtasıyla yapmanız sizi öngörülemeyen pek çok kesintiden koruyacaktır.

Konuya bir giriş teşkil eden bu yazıdan sonra, daha önce ödemiş olduğunuz bedelleri pratik bir şekilde nasıl geri alabileceğinizin adım adım anlatılacağı yazı dizisinin ilk bölümüne aşağıdaki linkten ulaşabileceksiniz. Bu okuduğunuz yazı hariç yedi bölümden oluşacak yazı dizisi baştan sona bir bütün halinde değerlendirilmelidir. Tüketicilere faydalı olmasını dilerim.

6 Şub 2015

HAKLI TÜKETİCİ ~ SUNUM YAZISI



Tüketici kelimesi kapsam itibariyle son derece geniş bir kavram. Aslında hepimiz birer tüketiciyiz. Ancak aynı zamanda denklemin öbür tarafında da yer alan bazı kişiler kendilerinin de halihazırda birer tüketici olduklarını unutuyorlar. İşte bu unutmanın sonucunda, “tüketici”yi ezebildikçe ezmeye, sömürebildikçe sömürmeye uğraşıyorlar. İstisnasız hepimiz tüketici olduğumuza göre istisnasız hepimiz bir yerlerde sömürülüyoruz. Ancak devlet, zayıf durumda olan tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeler yapmakla yükümlüdür. Devlete bu yükümlülük, Anayasamızın 172. maddesinde verilmiştir:

T. C. Anayasası - Madde 172 – Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.                                                                                                                         
Tüketiciyi korumaya yönelik kanunlar, yönetmelikler, tebliğler marifetiyle de bu yükümlülük yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak ne yazık ki bu kurallar mevcut olsa da birçok alanda tüketiciler, kendi haklarını aramak için yasal yollara başvurmak durumunda kalmaktadır. Bu bakımdan tüketiciler de haklarını bilmek ve hak arama usullerini öğrenmek zorundadırlar. Sitemizin isminin “Haklı Tüketici”  olmasının sebebi de, mevcuttaki haklarını bilmeyen tüketicilere haklarını bir ölçüde hatırlatmak ve bilinçli tüketici olma yolunda katkı sağlamaktır.

Bu amaçları taşıyan sitemizde ele alacağımız ilk mesele; bugüne kadar milyonlarca tüketicinin mağduriyetine sebep olan kredi kartı üyelik bedeli (aidat) meselesi olacak. Biliyoruz ki pek çok sitede bu konuyla ilgili çeşitli bilgiler var. Ancak biz burada bu konuyu hukuksal açıdan temellendirerek kolay anlaşılır olması için de adım adım ve daha derli toplu bir anlatım izleyeceğiz. Başlangıç olarak bu konuyu seçmemizin bir nedeni de bu konuda son dönemde artan dolandırıcılık vakalarına karşı tüketicinin elini güçlendirme düşüncemizdi. Mutlaka sizlere veya çevrenizdekilere de “Kredi kartı aidatlarını geri almanıza yardımcı olalım!” konulu telefonlar, mesajlar gelmiştir. İşte burada adım adım anlatılanlar sayesinde hiç bu dolandırıcılara para kaptırmadan, kendi kendinize, kolay ve ücretsiz bir şekilde bunları geri alabileceksiniz.

Mevcut düzende tüketicinin sorunları da hızla artıyor. Bu nedenle ilk konumuzdan sonra yazılarımıza hız kesmeden devam ederek sitemizin tüketici sorunları ile ilgilenen geniş bir platform olması için çalışacağız. Bu kapsamda tüketici hukukuyla ilgili mevzuat, faydalı siteler, haberler ve bunların yanında sitemizde sizden gelen şikayetlerin de yayınlanabileceği birer bölüm oluşturmayı düşünüyoruz.

Siz de hem bilinçlenmek hem de bize destek olmak için sağ panelden İzle (Follow) butonuna basarak sitemize takipçi olabilirsiniz. (Blogger bir Google hizmetidir. Blog takibi yapabilmeniz için Google hesabınız ile oturum açmanız istenir.)

Bu ilk yazımızın sitenin kurulma amacını da içeren bir sunuş niteliğinde olmasını istedik. Çok yakında asıl bilgilendirici yazılarımızla görüşmek üzere…

______________________________________________________________________

BU BİR REKLAMDIR.
BU BİR REKLAMDIR.